KURSLAR VE DERSHANELER: EĞİTİMİN KIRIK AYNASI
Bir ülkenin nabzı en çok okul kapılarında atar. Sabahları omuzunda çanta taşıyan çocukların adımları, akşam eve yorgun dönen anne babanın nefesiyle aynı ritimdedir.
Kurs merkezleri ve dershaneler, yıllarca bu ritmin tamamlayıcısı oldu.
Devlet okulunda verilen eğitimin eksik kalan yanını doldurdu; özellikle LGS ve YKS’ye hazırlanan öğrenciler için ikinci bir ev, aileler için ulaşılabilir bir umut kapısıydı.
Fakat son on beş yılda bu kapı giderek daraldı. Sınav sistemleri neredeyse her yıl yeniden yazıldı:
Bir dönem test ağırlığı arttı, sonra açık uçlu sorular tartışıldı;
katsayılar değişti,
lise türleri dönüştü,
barajlar kaldırıldı.
Her değişiklik, destek eğitimi veren kurumların planını altüst etti.
Eğitim uzun soluklu bir maratonken, politikalar kısa mesafeli koşuya çevrildi.
ORTA GELİR GRUBUNUN HİKÂYESİ
Ben bir eğitimci olarak sınıflarda şunu açıkça görüyorum:
Ailelerin çoğu, çocuğunun geleceği için çırpınıyor ama bütçe sınırlı.
Büyük şehirde yaşayan bir memurun, bir öğretmenin ya da küçük esnafın aylık geliri; özel okul taksitlerine, bire bir ders ücretlerine yetmiyor.
Kurslar bu noktada makul bir denge sunuyordu. Haftada birkaç saatlik programla çocuk, akranlarıyla yarışma imkânı buluyordu.
Bu imkân zayıflayınca aileler daha ucuz ama daha güvensiz yollara........
