CENNET KOMŞUSU ZÜBEYR
Zübeyr Müslüman olunca amcası tarafından takibe alınır. Hatta günlerden bir gün namaz kılarken onu yaka paça odaya da hapsediverir. Öyle ki hapsedildiği odanın önüne odunlar yığıp ardından tutuşturuverir de. Derken odayı duman kapladığında içeriden içten içe öksürük sesleri duyuluverir. Ne diyelim, işte Cennet komşusu olarak müjdelenen Zübeyr olmak bu ya, dumanlar arasında da olsa o an Allah Resulü (s.a.v)’in şu sözlerini hatırlayıverir:
“Üç şey vardır ki, o kimde bulunursa hakiki manada imanın tadını tatmış demektir. O üç şey:
- Herhangi bir insanı Allah için sevmek,
-Allah ve O’nun elçisini herkesten çok sevimli bulmak.
-Tekrar küfür hayatına dönmekten ateşe atılırcasına korku ve nefret duymaktır.”
İşte bu hadis-i şerifte geçen ifadede “Ateşe atılma pahasına da olsa küfre dönmeme..’’ cümlesi Zübeyr'in ruhunda daha da bir fırtınalar estirip böylece maruz kaldığı zulme karşı daha da bir direnmesini beraberinde getirir. Ancak baktılar ki içerden öksürüklerin ardı arkası kesilmeyip hatta boğulma tehlikesi baş gösterecek gibi gözüküyor, hemen içeriye dalınaraktan yüzüne su serpiştirilip “bu kadarcık da ders sana yeter” denilerekten odadan yaka paça çıkarıvermek zorunda kalırlar. İlginçtir Zübeyr baygın halde ayıldığı esnada ağzından çıkan ilk cümle ifadesi şu olur:
-Bu kutsi yolda can vermek şu cansız taşa tapmaktan daha evladır.
Tabii amcası bu metanet ve kararlı duruş karşısında son kez yüzüne şamar atıp;
-Anlaşılan sen........
