We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Akıl Tutulması/Mankurtlaşma

2 2 0
28.01.2020

Son dönemde içinde bulunduğumuz kaotik sarmalı dikkatle takip eden birçok çevre en az bizim kadar üzüntülü, hatta kaygılıdır! Kaygılı olmamak için gözün kör kalbin kararmış olması gerekir!

Ülkeler bazen askeri müdahaleler, işgaller ve yıkımlarla yok edilirler. Ancak çoğu zaman günümüzde olduğu gibi soğuk savaşın en güçlü silahları olan psikolojik ve sıcak savaş harici her türlü savaş türlerini kullanarak işgal edilebilirler! Tıpkı Türkiye’ye karşı yönünü kesme ve caydırma operasyonlarında olduğu gibi!

Türkiye birçok İslam ülkesinden farklı şartlarda kuruldu. Ve hiçbir ülkenin boyunduruğunu kabul etmedi. Hem de Batılı güçlerin hegemonyasından kurtularak! Gerçi bazı geri alınamayabilecek tavizler verildi ancak yine de bu durum Batı güçlerini teselli etmedi! Türkiye’nin Batı emperyalizmine karşı kurulmuş olması ve her istenildiğinde yönlendirilemeyen bir güç olagelmesi Batıyı her daim kaygılandırdı. Bugünlerde de aynı kaygıların sonuçlarını yaşıyoruz. Batı ve işbirlikçileri bir türlü Türkiye’yi istedikleri gibi şekil veremiyor, dizayn edemiyor!

Türkiye’nin Osmanlıdan itibaren önünü kesme politikaları Cumhuriyet sonrası da devam etti. Vatikan başta olmak üzere Batılı güç odakları çoğu zaman dışarıdan ve son yüz yılda içeriden ele geçirdikleri imkanlarla bu yolda epey bir mesafe kat ettiler. Öyle ki Osmanlıda padişahları, devlet adamlarını, aydınları ele geçirebilecek, Cumhuriyet Türkiye’sinde başbakanları dahi devirebilecek güce ulaştılar. Açık ve örtülü darbelerin arkasında artık anlaşılmıştır ki Batı ve onun yandaşı iç ve dış güçlerin birleşik bloğu var!

Türkiye’de iktidarlar çoğu zaman ekonomik, siyasi ve toplumsal anlamda muktedir olamamış, ya da muktedir yapılmamışlardır. Ancak Menderesle başlayan çevrenin merkeze olan ilgisi........

© Enpolitik