Türkiye’nin de nükleer silaha sahip olması şarttır. |
İsrail ve ABD’nin İran’a saldırmasıyla başlayan bu savaş çok net 3ncü Dünya Savaşıdır. Bu savaşa dolaylı dolaysız katılan ülkelere baktığımızda; ülke sayısı, nüfus ve kapsama alanı(coğrafya) olarak 1nci Dünya Savaşından daha büyük bir savaştır.
ABD, İsrail, İran, Lübnan, Filistin, Irak, Yemen doğrudan savaş alanı. Çin, Rusya, Kuzey Kore, Ukrayna, İngiltere, Almanya, Körfez ülkeleri dolaylı olarak bu savaşın içerisinde yer alıyor.
Üstelik savaş, günler geçtikçe genişleme yönelimi gösteriyor. Münafık Netanyahu Müslümanın Müslüman kanı, Türkün Türk kanı dökmesi için her şeyi yapıyor. ABD, İsrail’in vekil gücü gibi davranıyor ve İsrail’in elinde oyuncak olmuş görüntüsü veriyor.
Deniyor ki, Amerika’nın da güçlü çıkarları var. 38 trilyon Dolarlık dış borç, Bir buçuk trilyon Dolarlık savunma bütçesi ile önüne gelene saldırması Amerikan halkının çıkarına değildir. ABD, babası - atası belli olmayan piç bir devlettir. Devlet gelenekleri yoktur. Amerika, derin devlet adı ile yapılanan çoğu Siyonistlerin kontrolündeki çok uluslu şirketlerin emir-komutasında hareket ediyor. Bu yapı da İsrail’e ve çok uluslu Siyonist şirketlerin çıkarlarına hizmet eder.
Avrupa ülkeleri yeni yeni Amerika’yı anlamaya başladı, geç oldu ama bu savaştan sonra kurulacak yenidünya düzeninde insanlık umarım bunun faydalarını görecektir. Avrupa ülkeleri yüzyılların çabası olarak inşa ettikleri Batı Medeniyetinin, Haydut Amerika’nın elinde yok olup gideceğini gördüler umarım.
Gelelim Nükleer silah mevzuuna…
Nükleer silah hangi ülkelerde var? 1945 de Japonya’ya iki defa atom bombası atan, bu konuda sicili bozuk Amerika’da var. Japonya’ya atılan atom bombasında 214 bin kişi ölmüş bunların 38 bini çocuk. Bu sayının çok daha fazlası sakat kalmıştır. Böyle bir canavarlık olabilir mi?
Başka kimde nükleer silah var? Kurulduğu 1948 yılından bu yana, Filistin’de, Lübnan’da, Gazze’de milyonlarca sivil insanı hunharca öldüren İsrail’de var.
Diğerleri de; Çin, Rusya, Kuzey Kore ve Pakistan gibi ülkelerde var.
Denilse ki; “Dünyada, bütün ülkelerde nükleer silah olacak ancak şu 3 ülkede olmayacak.” Bu üç ülke sırasıyla; İsrail, ABD ve Kuzey Kore olurdu. Eğer faşistçe başlarındaki psikopat tek adam sistemiyle yönetilen bu üç ülkede nükleer silah varsa, dünyanın bütün ülkelerinde de olmalıdır. Venezüella’da da, Kosova’da da, Granada’ da, İran’da, Türkiye’de de ve diğer ülkelerde de sahip olmalıdır. Ya dünyayı, insanlığı birlikte yok edersiniz ya da nükleer korkusuyla barış içinde yaşarsınız.
Nükleer silahlara yüz milyarlarca Dolar niçin harcanıyor, ‘sıkışınca kullanırım, tehdit ederim, nükleer silahı olmayan ülkeleri işgal ederim’ demek için değil mi?
Nükleer silaha en çok ihtiyacı olan ülke Türkiye’dir.
Türkiye coğrafyası, manen ve maddeten güçsüz olanların, birliğini kaybedip gücünü tüketenlere mezar olmakla beraber, genişliği, zengin doğal kaynakları, jeopolitik tamamiyeti(bütünlüğü) ve organik açılım ve genişlemeye müsait merkezi konumu, ulaşım imkânlarıyla beşeri, siyasi koşulların elverdiği hallerde sahiplerine büyük devlet kurma; süper güç yaratma yolunu açmakta; evrensel bir devlet için sağlam bir nüve oluşturma istidadı taşımaktadır.
Türkiye coğrafyası olan Anadolu'nun jeopolitik konumu diğer devletlerin iştahlarını kabartıyor. Anadolu'ya sahip olmak isteyen, en azından, Anadolu'daki Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin güçlenmesini istemeyen pek çok devletin varlığı bizi bu psikolojiye itiyor.
Binlerce yıl, vatanımız olan Anadolu coğrafyası, jeopolitik-stratejik önemini hiç kaybetmemiştir. Binlerce yıl dünyanın merkezi olmuş, büyük imparatorluklar bu coğrafyada kurulurmuştur. Çünkü:
Farklı rejimlerin, dinlerin, ekonomik sistemlerin, medeniyetlerin ve askeri paktların karşı karşıya geldiği bir bölgede yer alan Türkiye; Karadeniz'e, Ege ve Akdeniz'e, Avrupa ve Ortadoğu’ya, Orta Asya( Türkistan) ya hâkim konumuyla; üç kıta arasında kara deniz ve Hava Yolları'nın kesiştiği Odak noktasını oluşturmuştur. Tarihi İpek Yolu'nun önemi bugün uluslararası Kara taşımacılığında devam etmektedir. Avrupa ile Orta Doğu arasında ulaşımı sağlayan yegâne demiryolu bu topraklar üzerinden geçmektedir. Ana deniz ulaşım hatlarının 3 noktada odaklaştığı, Bunların da; Süveyş Kanalı, Cebelitarık Boğazı ve Türk boğazları olduğu görülmektedir. Türkiye, Süveyş Kanalı’nı dolayısıyla bölgedeki Deniz yollarını kontrol edecek bir mevkide bulunması hasebiyle stratejik önemini arttırmaktadır. Başta petrol ve doğalgaz olmak üzere pek çok hammaddenin üretici ve tüketici ülkelere ulaşmasını sağlayan ne ya bu yolları kontrol eden konumdadır.
Akdeniz'in egemenlik kapısı olan Marmara Denizi ve boğazlar bölgesini elinde bulundurması, Ortadoğu Basra Körfezi ve Ege dâhil Doğu Akdeniz’i kontrol edecek bir coğrafi konuma sahip bulunması, bölge ülkelerinin güvenlik ve Ulaşım faaliyetlerini çok yakından ilgilendirmektedir. Bu durum, bölge ülkelerinin birbirleriyle olan politik, ekonomik ve askeri ilişkilerine doğrudan etki etmesi sebebiyle Türkiye, taraf ülkelerce her zaman hesaba katılması gereken önemli bir ülkedir.
İstanbul Boğazı, Marmara Denizi ve Çanakkale boğazı, Karadeniz'i Akdeniz'e ve diğer sıcak denizlere bağlayan bir suyoludur. Avrupa, BDT, Ortadoğu ve Afrika ülkelerinin, sosyo- ekonomik, Ticaret ve bazı şartlarda askeri ilişkilerinde çok önemli bir rol oynamaktadır.
Küresel güç olmak ya da Türkiye’nin Küresel güç olmasını istemeyen ülkeler Türkiye’yi hedef alacaktır. Bu coğrafyada son dört bin yılda 16 defa el değiştirmiştir. Yani bu coğrafyada egemenliğimizi ilelebet sürdürebilmek için güçlü olmak ve birliğimizi muhafaza etmek zorundayız.
İsrail gibi terörist bir devletçikte nükleer silah varsa Türkiye’de olmaması düşünülemez. İran’da da olacak ama öncelikle Türkiye’de olacaktır.