We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Erol Güngör’de Din-Devlet ilişkisi ve Hilafet meselesi (1)

5 0 0
14.04.2019

Felsefeyi Anadolu’da Yeniden Yurtlandırma okumalarının Anadolu merkezli okumalarının temeli Nurettin Topçu ve Erol Güngör olduğunu söylemiştik. Topçu hakkında birçok yazıda bahsettik. Erol Güngör, Türkiye’nin çok gençte kaybettiği önemli bir âlimdir, alanım adına söyleyecek olursam İslâm’ın Bugünkü Meseleleri ve İslâm Tasavvufu’nun Meseleleri adlı eserleri son derece vukufla yazılmış eserlerdir.

Buna ilaveten profesörlük takdim tezi olan Değerler Psikolojisi Üzerinde Araştırmalar Ahlâk Psikolojisi, Ahlâkî Değerler ve Ahlâkî Gelişme (Ötüken İstanbul 1998) ile Ahlak Psikolojisi ve Sosyal Ahlak (Ötüken yay, İstanbul 1997) adlı eseri, Mumtaz Turhan geleneğini devam ettiren ve ülkemizin birikimini sosyal psikoloji alanında değerlendiren yegâne çalışmalardandır.

Türkistan Türkiye irtibatını en iyi temellendiren bilim insanlarında birisi olarak Batı Düşüncesindeki Büyük Değişme (Paul Hazard, çev. E. Göngör, Tur yay, İstanbul 1981) bağlamında yerli/milli ve manevi değerlerimizi okuyarak tümelleştirmeye çalışmasının takipçisi olmaya çalışıyoruz. Bu nedenle Tarihte Türkler adlı eserini merkeze alarak Din-siyaset ilişkisini ana hatlarıyla incelemeye geçmeden önce niçin Erol Göngör önemli sorusunun cevabını anlamak için hayatına kısaca bakmak gerekir.

1938 yılında Kırşehir’de doğan Göngür, İstanbul Üniversitesi Hukuk fakültesine 1956 yılında kaydı oldu. Muhafazakâr gençliğin yetişmesinde isimsiz kahramanlardan birisi olan Fethi Gemuhluoğlu onu Mümtaz Turhan ile tanıştırdı. Mümtaz Turhan’ın önerisiyle aynı üniversitenin Edebiyat Fakültesi'ne geçiş yatı ve burayı 1961 yılında bitirdi. Aynı yerde Tecrübî Psikoloji asistanı oldu. Bu sırada Türkiye’de yeni bir bilim dalı olan Sosyal Psikolojiye yöneldi. Bu disiplinin önemli eserlerinden Krech ve Crithfield'in Sosyal Psikoloji kitabını Türkçeye çevirdi. 1965'de “Kelâmî (Verbal) Yapılarda Estetik Organizasyon” adlı teziyle doktor oldu.

Güngör, Ziya Gökalp başta olmak üzere Mehmet Akif Ersoy, Mümtaz Turhan, Nurettin Topçu, Hilmi Ziya Ülken, Hüseyin Nihal Atsız ve Dündar Taşer gibi âlimlerden etkilenmiştir. 1966'da ABD Colorado Üniversitesinden tanınmış sosyal-psikolog Kenneth Hammond'un daveti üzerine Amerika'ya gitti. Bu üniversitenin Davranış Bilimleri Enstitüsünde milletlerarası bir ekibin araştırmalarına katıldı. Sosyal-psikoloji ders ve seminerlerini yürüttü. “Şahıslar arası İhtilafların Çözümünde Lisanın Rolü” konulu teziyle 1970 yılında doçent oldu.

Akademik çalışmalarının yanı sıra çeşitli yerlerde yazılar yazmaya devam etti. Erol Güngör üniversitede verdiği derslerle, ilmi yayınlarıyla Türkiye'de sosyal-psikoloji dalını önemli bir saha haline getirdi. Devlet Planlama Teşkilatı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Kültür Bakanlığı’nın çeşitli komisyonlarında görev alan Güngör, 1978 yılında "Değerler Psikolojisi Üzerinde Araştırmalar" adlı teziyle profesör oldu.

Akademik metinlerin yanı sıra yaşanılan sosyal politik sorunlarla dair gazetelerde kısaca yazılar (fıkra) ve dergilere makaleler de yazmıştır. Yazıları Türk Yurdu, Klinik Sempozyum, Hisar, Türk Birliği Dergisi, Töre, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Millî Eğitim ve Kültür, Millî Kültür, Konevî, Toprak ve Diriliş dergileri ile Millet, Hergün, Yeni Düşünce, Yeni Sözcü, Yol, Ayrıntılı Haber, Yeni İstanbul ve Ortadoğu gazetelerinde yayınlanmıştır. Güngör ayrıca 1974-77 yılları arasında Ortadoğu gazetesinin başyazarlığını yapmıştır. 1982 yılında YÖK tarafından Selçuk Üniversitesi’ne rektör tayin edildi ve bu görevi sırasında 24 Nisan 1983’te geçirdiği bir kalp krizi sonucunda fiziken aramızdan ayrıldı ama eserleriyle her daim yanımızda olmaya devam ediyor.

• Erol Güngör’e Göre Din-Siyaset İlişkisi ve Hilafet

İslâm aleminde din ve siyaset arasındaki ilişkinin nasıl olacağı genelde siyasetçiler tarafından belirlenmeye çalışmasının tutarlı olmadığını, bunu Türk Tarihini bilen aydınların görevi olduğunu belirtmesi makalenin ilk hareket noktasıdır. Çünkü ona göre “Türkler daha ilk Müslüman oldukları yıllardan başlayarak dinle devlet arasında tam İslâmiyet'e uygun bir ayırım yapmışlardır. Türkler‘de devlet reisi, ayni zamanda dinin de reisi olmuyordu. Öyle olsaydı, siyasi bir mevkide bulunan insanlar dini istedikleri gibi yorumlayabilir ve istedikleri uygulamayı yapabilirlerdi. Hâlbuki Türkler din konularında hüküm vermeyi devlete değil, siyasetle hiç ilgisi olmayan âlimlere bıraktılar. Böylece devlet idaresinde bulunanlar dini kendi istedikleri gibi değil, âlimlerin yorumladıkları şekilde uygulamak zorunda kaldılar. Böylece hangi devlet idaresinin Allah'ın emrettiği gibi adaletli, şefkatli, haksever olup olmadığı konusunda objektif ölçüler kullanmak imkânı doğdu. Bu çerçevede Göngör, ilk önce dini manevî meselelerin çözüm arayışı olarak inceler. Sonra tarihî açıdan yeni bir medeniyet (İslâm ve medeniyet) inşasında dinin rolünü araştırır. Son olarak, toplumsal ve sosyolojik açıdan laiklik ve din irtibatını inceler.

Müzakere konusuna doğrudan gelecek olursak, tarihte........

© Enpolitik