We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Toplumsal Özeleştiri

2 6 0
20.01.2020

Said Halim Paşa bundan yaklaşık yüz yıl önce Müslüman toplumun içine düştüğü bunalım halini “Buhranlarımız” kavramıyla ifade etmişti. Bu ifade toplum ile onun sahip olduğu tüm kurumları içermekteydi. Yüz yıl sonra aynı yerdeyiz. Batı dünyasında neşvünema bulan yaşam tarzı ve bunlara ait kurumlar bizim için hala aynı uzaklıkta. Batının yaşadığı premodern (modern öncesi), modern ve postmodern süreçler özellikle İslam toplumları için tam bir kaos nedeni oldu. Batı bu süreçlerle Doğunun hiç te alışık olmadığı davranış kalıplarını ve bunlara ait kurumsal yapılaşmayı ikame etti. Doğu, modernite bağlamında daha olup biteni tanımlayamadan ve buna karşı pozisyonunu net olarak ortaya koyamadan Batı bir adım daha atıp “görecelik”in temel değer olduğu postmodern sürece sıçradı. Modern dönemde Batıda üretilen teknoloji adeta Doğu toplumları için yenilginin ve teslim oluşun somut göstergesi oldu.

Sanayi Devrimi ile başlayan Batının zafer çağı “Dijital Çağ” ile yeni bir sürece giriyor. Ama bu sadece Batı için geçerli. Ali Şeriati’nin de dediği gibi, Müslümanlar takvim zamanı olarak Batı ile aynı yüzyılı yaşasa da sosyolojik olarak aynı yüzyılı yaşamıyor. Mesela Afrika’da pek çok ülkenin modern öncesi dönemi yaşadığı aynı tarihte Dünyanın başka bir yerindeki başka bir ülkesi modern dediğimiz düzeyi yaşıyor ve hatta aynı çağda başka bir ülke postmodern sürece adım atıyor. Takvim saati herkes için aynı medeniyet düzeyini işaret etmiyor.

Sadece Türkiye’ye bakıp olguyu biraz daha somutlaştıralım. Bizi yıllardır “gelişmekte olan ülke”........

© Enpolitik