menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ÇOCUK TERÖRÜ:SUÇLU NEREDE ARANMALI?

5 0
18.04.2026

Suçlamak kolay, çare bulmak zordur. Bu defa da öyle oldu. Önce Şanlıurfa'da, sonra Kahramanmaraş'ta iki ayrı elim olay yaşadık. Sadece Kahramanmaraş'ta saldırgan çocuk hariç 10 kişi hayatını kaybetti. Hepsine rahmet, ailelerine sabır diliyorum.

Bu tip olayların hep Batı'ya mahsus olduğunu düşünürdük. Gazete ve televizyonlar zaman zaman özellikle ABD'deki okul saldırılarının haberlerini verir, bizde olmadığını, olmayacağını düşünerek içten içe ülkemiz adına sevinir, hatta gurur duyardık. Oysa dünya artık küçük bir köye dönüştü, sosyal etkileşim hem hızlandı hem de yaygınlaştı. Bu tip olayların bir gün kapımızı çalacağını düşünerek gereken tedbirleri almamız gerekirdi. Almadık, almadığımız için de başkalarının yaşadığını biz de yaşadık.

Şimdi herkes kendi zaviyesinden sorumlu arıyor. Sorumlu aramakla çare aramanın aynı şey olmadığını ne yazık ki kimse görmek istemiyor.

Okullarda niçin polis yok, niçin gerekli güvenlik tedbirleri alınmadı diye yakınanlar var. Bu yakınmalar, meselenin güvenlik tedbirleri ile çözüleceğini de ima etmiş oluyor. Gerçekten çözüm bu mudur? Türkiye'de yaklaşık 32 bin Orta Öğretim kurumu var,hiçbir devlet her okulun önüne bir güvenlik ekibi dikemez. Üstelik böyle bir tedbir tek başına olayları engellemeye yetmez. Güvenliğin olduğu yerlerde de benzer olaylar oluyor. Bir hedefe kilitlenen birini durdurmak çok zordur. Ölmeye veya öldürmeye kararlı olan bir çocuk bunu okulda değil de başka bir yerde de yapabilir. Asıl odaklanması gereken, bu çocukların niçin böyle bir eyleme yöneldikleri, nasıl bir etkileşim altında olduklarının tespitidir..Zira bir meseleyi anlamadan onu çözmek, engellemek veya tedbirini almak mümkün değildir. Kapı açıkken sadece pencereyi kapatmak hırsızı durdurmaya yetmez.

Öncelikle bu ve benzer olayların tek sebepli olmayacağını bilmek zorundayız.

Güvenlik, evet tedbirlerden biridir ama en az engelleyici olanıdır.

Belki daha önemli olanları ailelerle çocuklar arasındaki ilişki, eğitim sisteminin açıkları, sosyal etkileşim kanalları ve kötü siyasi örnekliktir.

Önce son yıllarda öğrenci davranışlarında meydana gelen değişimin iyi analiz dilmesi gerekir. Hocaları ile dalga geçen, alaya alan, aşağılayan, ders dinlemeyen öğrenci tiplerinin yaygınlaşması bazı okullarda öğretimi yapılamaz hale getirmişti. Nitekim yaşlı bir öğretmene yapılan terbiyesizlik medyada uzun süre haber oldu, ama o öğretmen öğrencilerinden şikayetçi olmadı. Terbiyesizliği bir cesaret gösterisi sanan bu çocuklar, bir taraftan kendilerine zarar verirken öte taraftan diğer öğrencilere zarar verdiler.

İkincisi ailelerin çocuklarının eylemlerine bakışlarıdır. Şunu bir defa kabul etmek gerekir: Bazı aileler çocuklarının işledikleri suçları bir yiğitlik belirtisi olarak görüp onu takbih etmek yerine onu takdir ediyor.İşlenen suçları -suç olarak değil- bir meziyet olarak görüyor. Çocuğu frenlemek için kılını bile kıpırdatmıyor. Bir hukukçu olarak çocuklarının işlediği suçlarla gurur duyan onlarca anne- baba tanıdım. Ama ebeveynlerin sorumlulukları sadece bu kadar değil, bazıları çocuklarını dokunulmaz, laf söylenmez birer kutsal........

© Enpolitik