We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Söz Konusu Dünya ise Gerisi Teferruattır!

1 0 0
25.06.2019

Hazret-i Ömer Radıyallahu anh, Ehli Beyt’ten değildi. Bu yüzden Sevgili Peygamberimiz’in aile hayatını çok yakından bilmezdi. Bir keresinde bir münasebetle O’nun evine, yanına girdi. Efendimiz aleyhisselatü vesselam’ın bir hasırın üzerinde yattığını görünce ağlamaya başladı. Ömer’in ağlayışına uyanan Efendimiz, “Ya Ömer niye ağlıyorsun?” deyince Ömer, gözyaşları ile “Ya Rasulallah sen ki iki cihan serverisin. Bizansın imparatorları, İran’ın kisraları saraylarda kuştüyü yataklarda yatarken sen hasırda mı yatıyorsun? Hasırın izi yanaklarına çıkmış” dedi. Allah’ın Habibi olmakla şereflenmiş Efendimiz Ömer’e dönerek, “Ya Ömer, istemez misin? Dünya onların ahiret bizim olsun” deyivermişti.

Hazret-i Ebubekir radıyallahu anh emirel mü’minin iken, bir keresinde yanındakilerden su istemişti. Hemen gidip bir tas içinde getirdiler. Halife Ebubekir, eline verilen tası görünce düşüp bayıldı. Kendine geldiğinde “Ya Emirel mü’minin ne oldu ki?” diye sordular. Onlara dönerek anlattı. “Bir defasında Rasulullah’ın yanına girmiştim. Elleri ve kollarıyla bir şeyi kendinden uzaklaştırmaya çalışır gibiydi. Ya Rasulallah ne oldu diye sorduğumda ‘Ya Ebabekr, dünya bana kendini sundu. Ben de benim seninle işim yok diyerek onu kovaladım. Dünya giderken bana dedi ki; Sen benim elimden kurtuldun ama ümmetin benden kurtulamayacak, dedi’ Ben sizden su istemiştim. Siz ise bana soğuk mu soğuk bal şerbeti getirdiniz. Bunu görünce acaba dünya bana kendini mi sundu, beni yakaladı mı diye korktum. Demişti.

Mevlânâ Mesnevi-i Şerifinde anlatır ki; Hazret-i Ömer Emirel Mü’minin iken Bizans elçisi Medine’ye gelir. Medinelilere “Kralınızın sarayı nerede?” diye sorar. Onlar da bizim kralımız da yok sarayı da yok derler. “Peki devlet başkanınızla görüşmek istiyorum. Kendisi nerededir, nasıl görüşebilirim diye sorunca, Medineliler elleriyle işaret ederek “İşte ilerideki ağacın altında” derler. Bizans elçisi ağaca yaklaşır. Ömer toprağa uzanmış uyumaktadır. Bizans elçisini bir korku kaplar, titremeye başlar. Kendi kendine “Ben ki Bizans elçisiyim. Bugüne kadar nice kralların huzuruna çıktım hiç korkmadım, bana ne oluyor derken Ömer uyanır. Başında beklemekte olan Bizanslının titrediğini görünce “Korkma” der. Mevlânâ sözü şöyle tamamlar “Korkma sözü korkaklara ziyafettir.” Hazret-i Ömer korkusuz bir devlet başkanıydı. Neden mi? Halkın içinde bir ağacın altında yatacak kadar adil ve bu yüzden de korkusuzdu. Ölüm ancak Allah’ın emriydi. İman buydu. Kimse ölüm vaktini ne bir saniye ileriye ne bir saniye geriye alamazdı. Ölümden niye korksundu? Ömer ölürse ümmet ne olur? Devlet ne olur? Allah’ın işine karışmayın beyler. Yoksa her şeyin sahibi bir Allah olduğunu unuttunuz mu?

Bedevinin biri bir gün Mescid-i Nebevi’ye girer. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem’i görünce korkar. Efendimiz aleyhisselatü vesselam bedevinin korktuğunu görünce ona yaklaşır ve “Korkma, ben........

© Enpolitik