TOPLUMSAL HASTALIĞIMIZ; OBLOMOVLUK

Ünlü Rus edebiyatçısı İvan Gonçarov’un Oblomov romanının kahramanıdır Oblomov.

Yazar onu şöyle tanımlıyor: “Zeka yönünden diğer insanlardan hiçbir farklı ve eksik tarafı yoktu. Tam aksine billur gibi tertemiz bir ruhu vardı. Heyecanları asalet dolu bir insandı. Ama hiçbir şey yapmadı.”

Rus edebiyatının klasiklerinden Oblomov’da kahramanın hayatla olan ilişkisi anlatılır.

İlya İlyiç Oblomov, zengin bir ailenin çocuğudur.

Ailesinden miras kalan geliriyle St.Petersburg'da uşağı Zahar ile birlikte yaşar.

Oblomov önceleri devlet memurudur ama bu memuriyet görevini ‘üşengeçliği’ ve etrafında gördüğü olumsuz ilişkiler sebebiyle yapmak istemez ve memuriyetten ayrılarak ailesinden kalan topraklardan gelen gelirle yaşamaya başlar.

Zaman zaman kendisine ziyaret eden arkadaşları ve  kendisine hizmet edenler dışında kimseyle görüşmez, gününün büyük bir bölümünü aynı kıyafetler içinde yatağının üstünde oturarak geçirir.

Oblomov adeta hayatla bağlarını koparmıştır.

Hayata ve geleceğe dair kendisini yalnız bırakmayan Andrey İvaniç Ştoltz İle gezi planları ve yapacakları üzerine hayaller kurarlar.

Ama bunlar hayalde kalır.

Oblomov, ruhunu teslim alan isteksizlik ve üşengeçlik halinin etkisinden kendini kurtaramaz.

Sevme arzusu bile varlığını, ruhunu kuşatan isteksizlik halini değiştirecek motivasyonu sağlamaz.

Zaman zaman bu konuda gösterdiği gayretler ve görüştüğü Olga isimli genç bir kızın ruhunda uyandırdığı sevme arzusuna rağmen durum........

© Enpolitik