menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Özbekistan’a Şimdilik Veda: Semerkand Ve Hive

27 0
13.06.2025

Kim Senin Yasanı çiğnemedi ki, söyle?

Günahsız bir ömrün tadı ne ki, söyle?

Yaptığım kötülüğü, kötülükle ödetirsen Sen,

Sen ile ben arasında ne fark kalır ki, söyle?

Hayyam’ın bu şiirinde hitap ettiği “sen” zamiri yerine herkes kendi gönlündeki müzmiri koyabilir. Ancak annesi de bir Türk olan Âmin Maalouf’un (Emin Malûf) “Semerkand” adlı romanının bu dizelerle başlamasının elbette özel bir anlamı olsa gerektir. Belki bu başlangıç Ömer Hayyam gençliğinde Semerkant’ta bulunmuş ve orada iken bu mısraları kaleme almış olmasına bir telmih olsa gerektir.

Bence Semerkand Emir Timur ve imam Maturidî demektir. Çünkü 14.yüzyılda belli bir gerilemeye maruz kalan Semerkand’ı kendisine payitaht yapmasıyla yeniden ihya olmuştur. Bu yeniden ihya harekatı Emir Timur’un âlim ve sanatkârları burada toplamasıyla başlamıştır. Halen mevcut olan tarihî abideler Onun ve torunlarının eserleridir. Şehrin o günkü görkemini tasavvur etmek için Bâbür Şah’ın hâtıratını okumak kafidir. Aslında Hint alt kıtasına İslam’ın ve Türklüğün remzini vuran Babür‘ün nice zamandır ihmal edilmesi (resmi Hint mahfillerce Mongol Kağanı olarak tanıtılmasına izin vermek) kendi medeniyetimiz adına affedilemez bir eksikliğimizdir.

Şehrin tam merkezinde görkemli anıt eserler ortasında adeta nutkum tutuldu. Bir anda 500 yıl önceye ışınlanmış gibi oldum. Ve şimdiki zamanı tamamen unuttum: Bir hayal üzre saatler geçirdiğim bu şehirdeki tüm ziyaretlerim sanki bir an gibi gelip geçti. Ama ne var ki zihnimde yüzlerce yıl yaşamış gibi anılar birikti. Bunların her biri müstakil bir yazı konusu olabilecek hususlar olduğu için........

© ENP Haber