menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“İslam, Sosyal Adalet ve Barış” Paneli

21 0
25.10.2025

SAHİ-Der ve Anti Kapitalist Müslümanlar, İnşa Kültürevi ev sahipliğinde düzenledikleri “İslam, Sosyal Adalet ve Barış” paneline bizi de konuşmacı olarak davet ettiler. Arkadaşımız Sevgi Alkanın sunduğu bu konuya dair ortak metnimizi ilginize sunuyoruz.

“İslam, Sosyal Adalet ve Barış”

Bunlar çok büyük kavramlar. Zamansız, mekansız, evrensel ilkeler gibi duyuluyorlar, böylesine tek tek kullanılınca. Fakat bizi buraya toplayan ve bu üç büyük kavramı bir araya getiren somut bağlamı aslında biliyoruz. Dolayısıyla daha gerçek, somut ve güncel adını koyarak başlayalım konuşmaya, biz bu konferansı şu şekilde anlamlandırıyoruz: Türkiye’deki anti demokratik uygulamalarla birlikte düşününce, Kürt halkının 100 yıllık cumhuriyet düzenindeki sömürüsünde Müslümanlar olarak nerelerdeyiz, nasıl bir siyasi öznelikten bahsediyoruz; ne yapmalıyız?

Dolayısıyla İslam, Sosyal Adalet ve Barış kavramları arasında, soyutlama düzeyinde bir teorik tartışmadansa; yakıcılığını koruyan “barış ihtimali” üzerine değerlendirme ve önerilerimizi sunacağız burada. Paneli organize edenler bu konuyu yalnızca geniş bağlamında değil, Müslümanların da gündemindeki özgünlüğünü vurgulayarak bir çağrıda bulunmuş, bunun için de emeği geçenlere teşekkür ederiz.

Şu an AKP-MHP iktidarının başlattığı, milli kardeşlik gibi ifadelerin çokça yer aldığı ve hedefine “terörsüz türkiye” gibi bir hayali yerleştirdiği sürecin içindeyiz. Bu süreçte Kürt Özgürlük Hareketi mücadelenin silahsız bir aşamada yürütülmesi konusunda net karar aldığını, başka bir örgütsel ve siyasi düzlemde mücadele ve müzakereye devam edeceklerini açıkladı. Barış ve Demokratik Toplum inşası, Kürt Özgürlük Hareketi’nin birbirinden ayırmadan talip olduğu, Türkiye’nin hem iç hem dış siyasetine sirayet eden çeşitli önermeleri ve talepleri içeriyor. Buna karşın “Terörsüz Türkiye”ciler Cumhurbaşkanı rakibi olarak İmamoğlu ve akabinde yüzlerce genci tutuklamaya yönelebiliyor, sokakta mücadeleci bir gazeteci dövülerek öldürülüyor, Rojin Kabaiş cinayeti aydınlatılmıyor, sosyalistlere karşı ceza ve tutuklamalar sürüyor, Filistin dostları derdest ediliyor, 11. yargı paketiyle “genel ahlak” bahane edilerek yasal düzlemde insan hakları hiçe sayılıyor.

10 yıl sonra tekrar gündeme gelen “süreç” başlangıcı, bir öncekine nazaran başka denklemler üzerinde inşa olmuşa benziyor. Toplumsal dinamikler, Türkiye içindeki sıcak çatışma, Kürt halkının doğrudan talebi olarak barış arayışları, bir önceki çözüm sürecinde daha belirleyici bir konumdaydı. Dolayısıyla toplumsal tabanın daha büyük bir ilgisinin ve etkisinin olduğu bir süreçti. Bugünse daha çok kapalı kapılar ardına, bürokrasiye ve siyasi elitler arasında........

© Emek ve Adalet Platformu