menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Deli Deli Küpeli: Akıl noksanlığı üzerinden bir lümpenlik eleştirisi

18 0
22.02.2026

İki akıl hastasının kaymakam ve hâkim sanılması, filmin en büyük ironisidir. Akıl dışı olanın “devlet aklı”na dönüşmesi kompozisyonu çok etkileyicidir.

Akıl hastanesinden kaçıp bir ilçeye gelen iki delinin, çeşitli rastlantılar sonucu kaymakam ve hâkim sanılmaları anlatıldığı, Cevat Fehmi Başkut'un Buzlar Çözülmeden adlı tiyatro oyununun sinema uyarlaması olan, 1986 yılında Osman F. Seden'in yazıp Kartal Tibet'in yönettiği 1986 yapımı komedi ve dram filmi "Deli Deli Küpeli" filminden söz edelim biraz.

Deli Deli Küpeli, güldürürken sağlam tokat indiren bir yapımdır. Tokadı atan el Kemal Sunal’dır; ama hedef, bir kasabanın ötesindedir. Karla kapanmış yolların fırsata çevrildiği, karaborsanın “piyasa”, tefeciliğin “ticaret”, eşkıyalığın “asayiş” diye pazarlandığı bir düzen vardır filmde. Kasaba, yalnızca bir kasaba değildir, küçültülmüş bir memlekettir. Sermaye ve siyaset, halkı soğukta bekletir. Uncu, fırıncı, avukat, parti temsilcisi ve Yılanoğlu gibi “düzeni koruyanlar” el ele verir. Lümpenlik burada bir karakter özelliği değil, bir sınıf refleksidir. Meslek kabın şeklidir. İçine ne koyarsan onu alır. Kabı çamurla dolduranlar da aynaya bakıp “biz düzeniz” der.

İki akıl hastasının kaymakam ve hâkim sanılması, filmin en büyük ironisidir. Akıl dışı olanın “devlet aklı”na dönüşmesi kompozisyonu çok etkileyicidir. Bir taşla iki kuş vurulur bu kompozisyonda. Bir yandan bürokrasinin maskesi düşer, öte yandan “güç” ün kimde olduğunun aslında ne kadar rastlantısal olduğunu görülür. Devlet........

© Elips Haber