Alfred Hitchcock sineması üzerine bir okuma

Psycho, altmış yılı aşkın süredir izlenmeye devam eder, çünkü anlattığı şey zamansızdır. İnsan zihninin kendi kendine kurduğu hapishane, bastırılanın eninde sonunda geri dönmesi ve en korkunç şeyin dışarıdan değil, içeriden gelmesi.

Sigmund Freud, bastırılmış olanın hiçbir zaman gerçekten yok olmadığını, yalnızca görünmez olduğunu yazar. Bastırılan şey, zemin altında büyür, sessizce genişler, ta ki bir gün, beklenmedik bir biçimde ve beklenmedik bir şiddette yüzeye çıkana kadar.

Alfred Hitchcock'un 1960 yapımı Psycho'su, bu yeraltı dinamiğinin en kusursuz sinemasal ifadesidir, ama onu sıradan bir gerilim filminden ayıran şey, bu dinamiği yalnızca Norman Bates'in zihninde değil, izleyicinin kendi bilinçaltında da tetiklemesidir. Psycho, bir cinayet hikâyesi değil, bir ayna hikâyesidir. Ve o aynada gördüğümüz şey, Norman’ın rahatsız ediciliğinden çokl, Norman'a duyduğumuz sempatidir.

Hitchcock, filmin ilk yarısında klasik bir gerilim sözleşmesi yapar. Marion Crane para çalmıştır ve kaçaktır, vicdanıyla savaşır, yolunu kaybeder ve Bates Motel'e sığınır. İzleyici Marion'u izler, onunla özdeşleşir, onun kaderini sahiplenir. Sonra o kült sahne olan duş sahnesi gelir ve o sahneyle birlikte yalnızca Marion değil, sözleşmenin kendisi de parçalanır. Hitchcock, anlatının odağını, izleyicinin duygusal yatırımını, filmin ahlaki pusulasını tek bir sahnede yok eder. Geriye ne kalır? Yalnızca Norman kalır. Ve biz, farkında olmadan, bir katille, bir psikopatla baş başa kalmışızdır.

Roland Barthes (Fransız felsefeci), anlatı yapıları üzerine yazdığı denemelerinde hikâyenin en güçlü anının beklenti ile sonuç arasındaki o gerilim dolu boşluk olduğunu söyler. Psycho'nun dehası tam da bu boşluğu sonsuza dek açık bırakmasında yatar. Marion ölmüştür ama onun ölümü bir sonuç değil, bir başlangıçtır. Artık izleyici, alışkın olduğu güvenli anlatı gemisinden düşmüş, derinliği bilinmeyen bir suda yüzmektedir.

Norman Bates, edebiyatın en karmaşık karakterlerinden biriyle, Dostoyevski'nin Karamazov Kardeşler'indeki Ivan'la benzer ve garip bir akrabalık taşır.........

© Elips Haber