Ulusal sermaye ve sonradan görme çatışması |
Aynı zamanda bir miras, bir sorumluluk, bir geçmiş ve bir gelecek hesabı olarak taşır. Değişirken bile iz bırakır, karakterini tamamen yitirmez.
Ulusal sermaye statükocudur. Bir rengi vardır, bir kokusu vardır, bir tarihi, bir aidiyeti ve bir utancı vardır.
Konjonktüre göre kendisini değişime açık tutar; şartlar gerektirdiğinde renk tonunu biraz açıp koyulaştırır, taktikler geliştirir ama asla köksüzleşmez,Çünkü o, biriktirdiği sermayeyi yalnızca para yığını olarak görmez.
Aynı zamanda bir miras, bir sorumluluk, bir geçmiş ve bir gelecek hesabı olarak taşır. Değişirken bile iz bırakır, karakterini tamamen yitirmez.
Bu yüzden belli sınırları, belli kırmızı çizgileri ve en azından bir duruşu mevcuttur.
Yanlış yapsa da, ihanet etse de, bir yerden sonra “bu memleketin malıyım” duygusuyla hareket eder.
Fakat asıl mesele, asıl büyük tehlike sonradan görme sermayedir.
Bu sermaye tipi renksizdir. Kokuşmuştur. Tamamen kaypaktır.
Ne kökü vardır, ne ilkesi, ne onuru, ne utancı, ne de karakteri.
O, bir günden diğerine bambaşka bir kılığa girebilir. Bugün liberal görünüp yarın devletçi, öbür gün milliyetçi, daha öbür gün küreselci, en öbür gün dinci kılığına bürünebilir.
Değişimi bile sahtedir; çünkü aslında değişmez, sadece pozisyon değiştirir, rüzgâra göre yelkenini çevirir.
Gerçek bir dönüşüm yaşamaz, yalnızca yeni fırsatların rengine bürünür. Tek sabit değeri, tek tanrısı kâr hırsıdır.
Bu hırs o kadar kör, o kadar sınır tanımaz ve o kadar ahlaksızdır ki, uğruna her şeyi yapar, her şeyi satar, her şeyi çiğner, her şeyi yok........