Demokrasi olmadan barış olur mu? |
İngiltere, dünyanın en köklü demokrasilerinden biri kabul edilir. Parlamenter geleneği yüzyıllara dayanır, hukukun üstünlüğü ilkesi tartışmasızdır, basın özgürlüğü ve sivil toplum örgütleri son derece güçlüdür.
Albenisi yüksek olan, kulağa son derece hoş gelen ve ilk bakışta ideal bir cümle gibi duran “Demokrasi barış getirir” sloganı, ne yazık ki siyasal ve sosyolojik gerçeklikle örtüşmeyen, tehlikeli bir yanılsamadır.
Bu söylem, kâğıt üzerinde çok parlak durur; sanki sandık kuruldu mu, her mesele kendiliğinden çözülecekmiş gibi bir umut vaat eder.
Oysa gerçek hayatta, özellikle de etnik, inançsal ya da kültürel temelli çatışmaların gölgesinde kalan toplumlarda, demokrasi parantezine sıkıştırılan sorunlar çözülmek şöyle dursun, daha da kangrenleşir.
Kürt meselesi bu gerçeğin en çarpıcı örneğidir.
On yıllardır Türkiye’nin gündemini işgal eden, binlerce insanın hayatına mal olan, ekonomiyi, eğitimi, sosyal dokuyu ve güven duygusunu zehirleyen bu meseleyi “daha fazla demokrasi” diye bir sihirli formülle çözmeye kalkmak, meseleyi çözmek istememekle eş değerdir.
Çünkü sorun, sadece seçim sandığından ya da anayasal maddelerden ibaret değildir. Sorun, şiddetin ta kendisidir. Şiddet devam ettiği müddetçe, hangi partinin iktidara geldiği, hangi hakların kağıt üstünde tanındığı, hangi modelinin tartışıldığı hiçbir anlam ifade etmez.
Tarih, bu gerçeği defalarca yüzümüze vurmuştur.
İngiltere, dünyanın en köklü demokrasilerinden biri kabul edilir. Parlamenter geleneği yüzyıllara dayanır, hukukun üstünlüğü ilkesi tartışmasızdır, basın özgürlüğü ve sivil toplum örgütleri son derece güçlüdür.
Peki İrlanda Cumhuriyet Ordusu (IRA) bu ülkede mi ortaya çıktı? Evet, tam da bu “mükemmel” demokrasinin içinde.
Yıllarca bombalar patladı, kan aktı, masum siviller öldü. Demokrasi vardı ama barış yoktu; çünkü şiddet bitmemişti. Aynı şekilde İspanya,........