Suyu temiz tutmak

Çocuk, okulda öğrendiklerinden ziyade evindeki hayatı ve anne-babasını referans alırsa bu kez okulda kendisine öğretilenlerle arasında mesafe oluşabiliyor.

Bir çocuk, din kavramını büyük ölçüde önce evinde görür, yaşar ve öğrenir.

Siz kendi hayatınızda dini referansları nereye koyuyorsanız, evladınız da çoğu zaman oraya koyar. Çünkü çocuğun ilk öğretmeni anne-babası, ilk okulu ise evidir.

Ancak burada önemli bir çelişki yaşıyoruz.

Bir taraftan çocuklarımızın dinini öğrenmesini, manevi değerlerini bilmesini ve inançlı insanlar olarak yetişmesini istiyoruz; diğer taraftan kendi yaşantımızda bu hassasiyetleri yeterince gözetmiyoruz.

Sonra da kolaycılığa kaçıyoruz.

Maddi imkânımız varsa dini referansları güçlü özel okullara, hatta kimi zaman belirli cemaat veya dini yapıların etkisindeki eğitim kurumlarına; imkânımız sınırlıysa imam hatip okullarına gönderiyoruz.

“Çocuğumuz dinini öğrensin.” diyoruz.

Fakat çocuğumuza vermemiz gereken manevi eğitimin sorumluluğunu okula, öğretmene, hocaya veya bir başkasına devretmenin doğurabileceği sonuçları yeterince düşünmüyoruz.

Çünkü çocuk, okulda öğrendiği dini anlayışı hayatının temel ölçüsü olarak kabul ederse, bir süre sonra okulda anlatılanlarla evde yaşananlar arasındaki farkı görmeye başlıyor.

Kendisine “doğru” diye öğretilenlerle anne ve babasının hayatı örtüşmediğinde doğal olarak sorguluyor:

“Madem doğrusu bu, benim annem ve babam neden böyle yaşamıyor?”

İşte o noktadan sonra anne-babanın çocuğun gözündeki referans gücü zayıflayabiliyor.

Çocuk, ailesinden uzaklaşırken okulundaki hocayı,........

© Elips Haber