menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Artık sadece o var...

14 0
15.08.2026

Belki de aralarındaki bütün görüş ayrılıklarına rağmen bağın tamamen kopmamasının temel sebebi buydu.

Recep Tayyip Erdoğan, ilk yola çıktığındaki sosyolojik tabanı zaman içerisinde dönüştürerek büyük ölçüde doğrudan kendisine bağlı yeni bir siyasal taban oluşturdu.

Muhalefetin, FETÖ gibi yapıların ya da dış güçlerin hedefinde de çoğu zaman AK Parti'den ziyade Erdoğan vardı.

Siyasi girişimlerin, krizlerin ve mücadelelerin merkezinde parti kadar, hatta çoğu zaman partiden daha fazla liderin kendisi yer aldı.

Erdoğan ise tabanın ve partisinin desteğini hep arkasında hissetmesine, konuşmalarında sürekli “biz” diye başlayan cümleler kurmasına rağmen, karşı karşıya kaldığı mücadeleleri büyük ölçüde şahsen üstlendi ve savuşturdu.

Partide ve kabinede istişare ettiği kadrolar elbette vardı. Ancak zaman içerisinde, deyim yerindeyse “Başkanın adamları” olarak nitelendirilebilecek, doğrudan kendisine bağlı daha dar ve özel ekiplerle çalışmaya başladı.

Bu, bir tercihten ziyade zaman içerisinde ortaya çıkan bir ihtiyaçtı.

Çünkü Erdoğan'ın ilk yola çıktığı isimlerin bir kısmı zaman içerisinde sessizce, bir kısmı ise ciddi siyasi kırılmalar yaşayarak ondan ayrıldı.

Bazıları karşı cephede konumlanan yapılarla ilişkiler kurdu. Bazıları parti kurarak doğrudan muhalefete geçti; bazıları ise Erdoğan'a karşı oluşan hemen her siyasi zeminde yer aldı.

17–25 Aralık sürecinde Abdullah Gül'ün sözlerini ve tavrını hatırlayın.

Ahmet Davutoğlu döneminde AK Parti ile CHP arasında koalisyon ihtimali ciddi biçimde gündeme geldi ve bu süreç Erdoğan'ın siyasal tercihleriyle Davutoğlu arasındaki mesafeyi daha görünür hâle getirdi.

O ilk ekip içerisinde partisini ve Erdoğan'ı zaman zaman kamuoyu önünde eleştiren, fakat bunu kendi zaviyesinden liderinin ve partisinin menfaatine gördüğü için yaptığını söyleyen; buna rağmen kritik zamanlarda Erdoğan'ı savunmayı sürdüren en dikkat çekici isimlerden biri ise Bülent Arınç'tı.

Arınç hep gemide kaldı.

Gemiyi terk etmedi, başka bir geminin bayrağını sallamadı. Zaman zaman çok sert eleştiriler yöneltse de Erdoğan karşıtı yeni bir siyasi merkezin parçası olmayı tercih........

© Elips Haber