Halk TV’deki 'haklı sebepler' |
Cafer Mahiroğlu ise Seda Selek, Sonel Dağıstanlı ve Remziye Demirkol’un eleştirilerine değinmeden, “Muhalif gazeteci görünümlü maaşlı troller görevlerini yapıyorlar” diye yanıtladı tepkileri.
Seda Selek, Halk TV’den ayrılırken, ayrıntılı bir açıklama yapmamış, “Bilin ki, son derece haklı sebeplerim var” demekle yetinmişti.
O gün Sorel Dağıstanlı’nın, Seda Selek’e verdiği destek ve dayanışma dikkat çekiciydi. Sırt sırta çekilmiş bir fotoğrafı, “Haklı sebeplerinin yanındayım” diye paylaştı.
Şimdi öğreniyoruz ki, o paylaşımdan sonra ekran ambargosu getirilmiş. Sorel Dağıstanlı, ayrılma gerekçesini “Fikir özgürlüğü kapsamında yaptığım paylaşıma tahammül edilemeyen bir yerde daha fazla bulunmak her iki taraf için de zaman kaybı olacaktı” diye duyurdu.
Bu gelişmenin ardından Seda Selek de “Madem merak ediliyor” deyip, “İstifamın sebebi sadece Halk TV'nin patronu Cafer Mahiroğlu'nun yönetim anlayışıdır. Bu anlayışın yol açtığı adaletsizlik ve nobranlıktır” açıklaması yaptı. İki cümleyle topladı kanalda yaşananları.
Remziye Demirkol da “Değer terazisi şaştı, bizim için mesele para olmadı hiçbir zaman, değersizleştirme oldu. Patronların anlamadığı gazetecinin çalıştığı kuruma da muhalif olabileceği, editoryal bağımsızlığın bu mesleğin doğası olduğudur” diyerek ona destek verdi.
Bunun üzerine DİSK Basın İş, “Halk TV, “işçi cehennemine dönüşen bir yapı haline gelmiştir” açıklaması yaptı. Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin açıklamasında da “çalışanlara açlık sınırında maaşlar ödendiği, yasal hakları ile ifade özgürlüğünün sınırlandığı” vurgulandı. Tartışmalar sürerken Buket Güler de Halk TV’den ayrıldığını açıkladı.
Cafer Mahiroğlu ise Seda Selek, Sonel Dağıstanlı ve Remziye Demirkol’un eleştirilerine değinmeden, “Muhalif gazeteci görünümlü maaşlı troller görevlerini yapıyorlar” diye yanıtladı tepkileri. Mahiroğlu, çalışanlara doktorlar, profesörler kadar ücret ödendiğini savundu.
Halk TV’deki ücret dengesizliği, editoryal müdahale gibi sorunlar bir süredir sosyal medyaya yansıyordu. İşten çıkarmalar nedeniyle 9 Nisan’da sendikalardan da tepkiler gelmişti. Cafer Mahiroğlu’nun editoryal sürece müdahalelerini ve bunun sakıncalarını ise ben de yazmıştım.
Ancak Mahiroğlu’nun açıklaması, kanaldaki sorunları giderme çabası olmadığını ortaya koyuyor. Oysa iktidarın güdümü dışında kalan az sayıdaki medya kuruluşundan biri olan Halk TV, iç sorunlarını çözmeden tutarlı, ilkeli ve toplumu bilgilendirici yayıncılık yapamaz.
Herkes için adalet ve özgürlük isteyen bir kurumun öncelikle kendi içinde adaleti ve editoryal bağımsızlığı sağlaması şart. Meslektaşlarımızın “haklı sebepleri”nin yanındayız.
İBB davasında sanık, CHP davasında tanık
İBB davasında itirafçılardan Adem Soytekin’in mahkemedeki ifadesi, iktidar medyasında “500 bin dolar rüşvet verdim” başlıklarıyla haberleştirildi; muhalif medyada ise “Çöktü, çöktü” ve “O beyan bana ait değil, şablondu” başlıkları kullanıldı.
Soytekin’in ifadesine o kadar önem atfedildi ki, CHP'nin “mutlak butlan" davasında da tanık olarak dinlenmesine karar verildi. Ben de bunun üzerine Adem Soytekin’in İBB davasındaki ifade tutanaklarını, duruşmayı izleyen arkadaşlardan alıp inceledim.
Öncelikle CHP’ye ilişkin sözlerine baktım. Doğrudan CHP Kurultayı ile ilgili bir söz yoktu. KİPTAŞ’ın bir projesinde 70 dairenin “CHP'li belediye meclis üyeleri, CHP'nin belirli çalışanları ile KİPTAŞ çalışanları”na uygun koşullarla verildiğini anlatıyordu. Bir de CHP İstanbul İl binasının alımı için belediyelerden para toplandığını, ama kendisi ve bazı müteahhitlerden bağış yapılmış gibi makbuz alındığını söylüyordu.
İktidar medyasındaki haberlerin tutanaklarda olup olmadığını da inceledim. Soytekin, tutanaklarda, etkin pişmanlık ifadesini baskı altında verdiği iddialarını reddediyor.........