Mutlak Butlan: İktidar/KK ne yapacak, Özgür Özel ne yapmalı?
CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na dair çıkan “mutlak butlan” kararı sonrası sular durulmuyor, durulacağa da benzemiyor.
CHP resmen Kurtuluş Savaşı’nda İstanbul hükümeti ve Ankara hükümetinin ayrışması gibi ikiye bölündü. Mahkeme kararına göre yasal olan Kılıçdaroğlu yönetimi ama partinin ve tabanın meşru gördüğü Özgür Özel yönetimi.
Bu durumu son yayınlanan Konda anketi de açıkça ortaya koyuyor. Ankete göre, CHP tabanında Kılıçdaroğlu yönetimini destekleyenlerin oranı sadece %5. Genel olarak toplumda ise mutlak butlan kararını destekleyenlerin oranı . Bu durum kararın hem CHP’de hem de genel olarak halk nezdinde açıkça gayrımeşru görüldüğünü gösteriyor.
İktidarın ve Kılıçdaroğlu’nun planı
Gayrimeşruluğa rağmen, atanmış Kılıçdaroğlu yönetimi siyasi iktidarın desteğiyle ve Türkiye demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçecek görüntülerle parti genel merkezini aldı. Dün ise Kılıçdaroğlu Yargıtay’daki tedbir kararı kalkmadan kurultayın toplanmasının mümkün olmadığına dönük bir röportaj verdi.
Kılıçdaroğlu’nun “tedbir kalkmadan kurultay toplanamaz” ifadeleri elbette ki bir bahane. CHP’de kurultay toplanması için tedbir kararının kalkmasına gerek yok. Kılıçdaroğlu istese kurultayı toplayabilir ama son derece düşük bir oy oranıyla rezil olacağı bir kurultaya girmemek için her türlü hukuki gerekçenin arkasına saklanmayı tercih ediyor. Nasıl olsa yargıyı kontrol eden siyasi iktidarın da arkasında olduğunu biliyor. Stratejisi belli: O partinin başına geçebilsin diye mutlak butlan kararını çıkartanlar, elbette ki o partiyi dizayn edebilsin diye tedbir kararını da aylarca çıkarmayacak; o esnada Kılıçdaroğlu partiyi kurultayı kazanabileceği şekilde tepeden tırnağa yenileyecek ve yenilenmiş delegelerle girdiği kurultayı Kılıçdaroğlu kolayca kazanacak. Plan bu.
Kılıçdaroğlu kendisinin ne tabanda ne de partide hiçbir karşılığının olmadığının farkında. Ama arkasında siyasi ikitdar ve onun güdümündeki yargı var. Zaten onların desteğiyle başa geldi ve güç kendisinde olduğu için zamanla kendi tarafına geçmeye başlayacağını düşündüğü parti kadrolarıyla yoluna devam etmeyi planlıyor. Seçmenin de kutuplaşma ortamında zamanla olan biteni unutup seçimde gene kendisine oy vereceğini düşünüyor. Bu Kılıçdaroğlu’nda klasik olduğu üzere tabanı ve seçmeni oldukça hafife alan bir bakış açısı. Kendisi en son bu şekilde tabanı hafife aldığında kurultayda kendi döneminde belirlenmiş delegenin oyuyla genel başkanlığı kaybetmişti.
Siyasi iktidar da elbette ki bu süreçte Kılıçdaroğlu’ndan desteğini hiçbir şekilde esirgemiyor çünkü hem iç mücadelelerle CHP’nin yıpranıyor olması işine geliyor hem de Kılıçdaroğlu........
