İfade özgürlüğünün içine düşürüldüğü çukur
Deniz Göktaş’ın gözaltına alınması (ve bugün hakim karşısına çıkarak büyük ihtimalle tutuklanacak olması) oldukça vahim bir durum ama maalesef ki şaşırtıcı değil.
Türkiye bir haftadır Deniz Göktaş’ın stand-up’ını konuşuyor. Göktaş’ın en son YouTube’da 10 milyona yakın izlenen gösterisinde özellikle siyasi ve dini konularla ilgili yaptığı mizah şaşırtıcı olmayan bir şekilde iktidar camiasının ve tabanının tepkisini çekti. Günlerdir Deniz Göktaş’ın tutuklatılması için yapılan çağrılar “sonuç verdi” ve gösterinin yayınlanmasından önce yurt dışına çıkmış olan Göktaş yurda dönünce tutuklandı. Tutuklanırken ters kelepçeli görüntülerinin servis edilmesi de ihmal edilmedi.
Deniz Göktaş’ın gözaltına alınması (ve bugün hakim karşısına çıkarak büyük ihtimalle tutuklanacak olması) oldukça vahim bir durum ama maalesef ki şaşırtıcı değil.
Türkiye’de başkanlık sistemiyle başlayan ama özellikle son iki-üç senedir iyice artan ve şiddetlenen bir uygulama başladı: Eğer cumhurbaşkanına şaka yollu dahi olsa en ufak hakaretamiz bir şey söylerseniz (hatta bazen söylemeseniz bile) veya genel olarak iktidar tabanının hassasiyetlerine ters şeyler söylerseniz, hakkınızda savcılık soruşturması açılmakla kalmıyor, anında gözaltına alınıyorsunuz ve en az birkaç ay tahliye olana kadar tutuklu yargılanıyorsunuz.
Malûm tutuklu yargılama ancak belirli koşullarda, genelde de ağır suçlarda, söz konusu olan ve koşulları yasada net şekilde çizilmiş bir uygulamadır. Masumiyet karinesi gereği hüküm giymeden kişi suçsuz sayılması gerektiği için delilleri karatma gibi özel bir gerekçe olmadığı sürece tutuksuz........
