menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Linç kültürü değil linç sektörü

14 0
07.01.2026

Ergün Arslan, Diyarbakır’da kendi halinde yaşayan bir evlat, bir eş… evli olan Arslan hayvansever biri ve sokak hayvanları ile ilgileniyor. Birkaç yıl evvel Arslan, bir çocuğu taciz ettiği iddia edilerek 5-6 kişi tarafından vahşice dövülerek öldürüldü. Olay sonrası ise gerçekler ortaya çıktı; Ergün Arslan’ı öldüren kişiler, sokakta bir yavru köpeğe işkence ettiği için Arslan kendilerine müdahale ediyor ve bu canavarlar, kendi vahşiliklerini yavru köpekten Arslan’a yönlendiriyor. Ortada taciz yok tam aksi yavru köpeği koruma hissi var.

Olayda hayvana işkence var, vahşi hislerle işlenmiş bir cinayet var, masum bir insana çocuk tacizcisi iftirası atmak var yani olmayan kötülük yok.

Şimdi olayın sadece sonuçlarını gördüğünüzü düşünün, “bir grup insan, çocuk taciz eden birini linç etti.” Doğru değil ama en azından “anlaşılabilir” bir durum. Hatta yanlış olsa da bir yönüyle “çocuk taciz edenlere dersini vermek amacıyla” bu kişilerin yaptığı bazı kişilerce “doğru” bile bulunabilir, bir çocuğu koruma hissiyle hareket etmiş oldukları için bunları “tebrik eden” bir çoğunluk bile çıkabilir. Abartıyorum, kahraman bile ilan edilebilirler.

Şimdi ise olayın gerçeğini gördüğünüzü düşünün, o kişiler birden nasıl vahşi, nasıl toplum içinde yaşamaması gereken, aynı havayı bile solumak istemeyeceğiniz korkunç varlıklar haline geldi değil mi?

Ergün Arslan’ın yaşadıkları istisna bir vaka değil. Allah korusun, hepimiz bu linç ortamına en fazla bir adım uzaklıktayız. Yarın herhangi bir fırsatçının ya da suçlunun hedefine girmeyeceğinizin bir........

© Elips Haber