‘Terörsüz Türkiye’ mi demiştiniz!

Dertleri zevk edindim, bende neşe ne arar..” Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete! Dünyayı yönetenlerin haline baksanıza, bir çoğu Epstein’in kurduğu “Bal tuzağı”na, “fuhuş ağı”na takılmış. Baksanıza liderlerin ağzını bıçak açmıyor. Dünya bu ahlaksızların elinde meçhul olmayan bir geleceğe doğru sürükleniyor.

Sahi, ne oluyor? Nereye gidiyoruz? Kaçıyor muyuz, kovalıyor muyuz. Bir yamaç’a mı tırmanıyoruz, yoksa yokuş aşağı mı koşuyoruz. Yaşadığımız süreç, hayal mi, rüya mı, gerçek mi? İktidar, iktidar ortakları, muhalefet ya da muhalefet ortakları, diğerleri farketmez, durum aynen bu.

Terörsüz Türkiye” projesinde gelinen nokta ne, bundan sonra ne olacak.. Görünen o ki bu projenin iki sahibi var, Devlet Bahçeli ve Abdullah Öcalan Sürecin devamında ısrarlı. Eğer süreç tıkanırsa, en fazla zarar görecek olan bu isim. DEM süreci yeni taleplerle zora sokarak hem batı desteğini daha fazla arkasına almak hem de Kürt toplumunda, özellikle PKK sempatizanları ve HDP’lileri kazanmak istiyor. AK Parti sürecin sarpa sarmakta olduğunu gördüğü için bu konuda sessiz kalmayı tercih ediyor. Ama eli mahkum, parlemento çoğunluğuna sahip olmak için MHP’ile uygun adım siyaseti izlemek zorunda.

Aslında PKK’yı, kim, neden, nasıl, niçin kurdu ve Apo kimdir, tarafların tümü oynanan oyunun farkında ama, gerçeği söylerlerse hepsi birlikte kaybeder.

Şu anda süreçten en kazançlı çıkan DEM ama yarın bu süreç nereye evrilir belli olmaz.

Aslında bu terör sorunun çözümü için Apo yerine Tom Barak ile konuşulsa daha iyi olmaz mı?. Çünkü Proje onların projesi. İşin içinde NATO da var, bazı NATO ülkeleri de, İngiltere ve Fransa ayrıca var. Vatikan ve İsrail de var. Mesela Barak, 2026’da Heybeliada’nın açılacağını da biliyor. Yeni bir Bronson vakası ile mi karşı karşıyayız bilmiyorum.

Bu Apo ile diyalog meselesini “Terörsüz Türkiye” etiketi ile cilalayıp bir başka kişi ya da parti dillendirseydi, MHP onlardan bu işin hesabını sorardı. Projenin sahibi MHP olunca parti tabanı sessiz kaldı tabi. İstanbul sözleşmesi ile aileye yapılanı AK Parti değil de CHP yapsaydı, görürdü gününü. Uluslararası sistem kime, ne zaman, neyi, nasıl yaptıracağını biliyor.

Sorun’a çözüm için 4 Nisan 2013’de, 9’ar kişiden oluşan 7 bölgede çalışacak olan Akil Adamlar Heyeti kuruldu ve bu heyetler 2013 yazı sonuna kadar görev yaptı. Ben de o heyette Doğu Anadolu bölgesinde yer aldım, Raporlar, talebler, eleştiriler, Ankara’ya iletildi. Sonuç hakkında heyet üyeleri dahil kimseye bilgi verilmedi. Çözüm için beklentiler toplumsal ilgi yüksekti, ama sonuçta beklentiler boşa çıktı, başa dönüldü. Gördüğüm kadarı ile, geçmişte yaşananlarla ilgili, bu çözüm arayışları ile ilgili ne bir özeleştiri yapıldı ve ne de tecrübe aktarımı söz konusu.. Onun için bu projenin de kulağa hoş gelse de içi boş bir projeye dönüşmesinden endişe ediyor.

Aynı yıl 16 Kasım 2013’de Mesut Barzani, dönemin Başbakanı Erdoğan'ın davetiyle Diyarbakır'a geldi. Ziyaret, "çözüm süreci" kapsamında barış mesajları vermek ve toplu açılış törenlerine katılmak için düzenlenmişti. Etkinlikte Kürt sanatçı Şivan Perwer 37 yıl sonra Türkiye'ye dönen sürgündeki müzisyen olarak katılırken, İbrahim Tatlıses de sahne aldı; birlikte Kürtçe türküler söylediler. O zaman ki BDP (şimdiki DEM Parti), ziyareti protesto etse de, etkinlik Kürtler arasında destek gördü.. Barzani, konuşmasında "Yaşasın Türk-Kürt kardeşliği" dedi.

29 Ekim 2014 bir........

© Elips Haber