Avrupa’nın güvenlik, Türkiye’nin eksen arayışı
Bir tarafta Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan yeni bir bölgesel güç alanı kurmaya çalışırken, diğer tarafta Avrupa Birliği, Yunanistan merkezli güvenlik kurgusu peşine düşmüş durumda.
Güney Kıbrıs’ta gerçekleşen gayriresmi AB zirve toplantısında hemen hemen tüm bölge ülkelerinin davet edilip, AB aday üyesi Türkiye’nin “aile fotoğrafında” yer almaması önemli.
İngiltere ve Türkiye arasındaki savunma sanayisindeki iş birliğinin hızlanması, terörle ortak mücadelenin derinleştirilmesi gibi unsurlar içeren bu belge sadece ikili ilişkileri değil, Avrupa güvenlik mimarisinin geleceğini de ilgilendiriyor.
İran savaşında taraflar Pakistan’da bir barış uzlaşısı ararken, sonuç ne olursa olsun, savaşın kendisi Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’de yeni güç dengelerinin kurulmasının önünü açmış görünüyor.
Ortaya çıkan tablo artık klasik bloklaşmaların ötesinde: Bölgesel güçlerin kendi koordinasyon mekanizmalarını kurduğu, Avrupa’nın ise kendi güvenlik mimarisininde Türkiye’yi dışarıda bırakarak yeniden şekillendirmeye çalıştığı iki paralel süreç aynı anda ilerliyor.
Bir tarafta Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan yeni bir bölgesel güç alanı kurmaya çalışırken, diğer tarafta Avrupa Birliği, Yunanistan merkezli güvenlik kurgusu peşine düşmüş durumda.
Bölgesel dörtlü, 10 yıldır işlenen İbrahim Anlaşmaları’nın vizyonunu çökertir mi?
Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan arasında şekillenen koordinasyon hattı -şimdilik- bir askeri ittifak yönüne dönmüş değil; Daha çok kriz yönetimi, diplomatik eşgüdüm ve ortak pozisyon üretme kapasitesi üzerine kurulu bir yönelim gösteriyor.
Pakistan’ın İran ile ABD arasında üstlendiği arabuluculuk rolü de Türkiye ve Suudi Arabistan’ın Ortadoğu politikalarını giderek yakınlaştırmaları da bu yeni yapının diplomatik omurgasını oluşturuyor.
Bu hattın korunup derinleşmesinin en vurucu sonucunun ise ABD-İsrail tarafından yaklaşık 10 yıldır Ortadoğu’da ilmek ilmek işlenen “İbrahim Anlaşmaları vizyonunun” çökertme ihtimali.
İsrail merkezli Yedioth Ahronoth gazetesinin haberine göre Suudi Arabistan, Hürmüz Boğazı’na alternatif bir ticaret yolu kurulmasına ilişkin İsrail önerisini reddetti. İsrail, bu alternatif yolun Hindistan’ı Avrupa’ya bağlayacak olan, bizzat ABD Başkanı Donald Trump’ın da desteklediği IMEC ticaret koridorunun bir parçası olmasını istiyordu.
Küresel anlamda en önemli ticaret yollarından biri olarak kurgulanan IMEC koridoru........
