menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Haber dilinin, yazım tekniğinin ‘bilgesi’ydi

11 18
29.01.2026

MESLEK büyüğüm Ahmet Reha Öz’ü her ne kadar Cumhuriyet Gazetesi’nde imza attığı röportajlarından, yazı dizilerinden bilsem de bire bir tanımama oğulları Fırat ve Ferhat’ın annesi Aydan Öz vesile oldu.

1970’li yılların sonlarında Türk Haberler Ajansı’nda (THA), 1980’li yıllarda da Milliyet Gazetesi’nde ekonomi muhabiri olan Aydan Öz’le aynı dönemde katıldığımız toplantılarda tanışıklığımız aile dostluğuna evrilince evlerine konuk olmuş, Reha Öz’ü tanıma fırsatı bulmuştum.

Derken 1987 yılı Mayıs ayında Hürriyet Gazetesi’nden Dinç Bilgin’le Ercan Arıklı’nın ortak olduğu Söz Gazetesi’ne geçişim gündeme geldi. Söz Gazetesi’nin iki numarası olan Umur Talu çağırınca gazetenin ilk ana kadrosuna girdim. Reha Öz de Cumhuriyet Gazetesi’nden ayrılıp Söz’ün yolunu tuttu. Böylece yakın çalışma arkadaşlığı şansını yakaladım.

Söz Gazetesi’nde birlikte çalıştığımız dönem kısa sürdü, 6 ayın sonunda, gazetenin ilk sayısının matbaaya gideceği gece Umur Talu ile birlikte künyeden imzalarımızı söküp ayrıldık. O gece ayrılan ekipte Reha Öz de vardı.

Aradan 7-8 yıl geçti, Reha müdürle yollarımız Hürriyet Gazetesi’nde kesişti. Reha müdür, Hürriyet Gazetesi’nde bir süre İstihbarat Şefliği yapmış, sonra da Haber Müdürlüğü görevini üstlenmişti.

Reha Öz, genel yayın yönetmenlerinden yazı işleri müdürlerine, bölüm şeflerine, muhabirlere kadar herkes için “haber tekniği, yazı dili bilgesi” idi. En küçük bir kelimeye, cümleye takılan Türk Dil Kurumu (TDK) sözlüğüne bakmak yerine Reha müdüre başvuruyordu. O da onca işinin arasında her arayanın, yanına uğrayanın sorusunu yanıtlıyordu.

Spor dışında gazeteye giren tüm haberlerle başında bulunduğu Haber Merkezi ilgileniyor, sabah 08.00’den 18.00’e kadar yüzlerce haberi okuyor, tarıyor, gazetede kullanılacak şekle getirilmesini yönetiyordu. Önemli bir bölümünü de kendisi elden geçiriyordu.

“Bilge” gazeteciliğine rağmen, gazete yönetimi onun üstünde bir “Haber Koordinatörü” pozisyonu oluşturuyor, Reha müdür ve ekibine işin “hammaliyesi”nin yüklenmesinin yolunu açık tutuyordu.

Gün boyunca yaşadığı stresten biraz olsun sıyrılabilmek için önceki dönemlerde Hürriyet Medya Towers’ta, sonraları Doğan Medya Center’ın bahçesinde oluşturulan barda soluğu alıyordu.

Hürriyet’in barında Reha müdürün yeri belliydi. Tek başına da olsa haftanın 6 günü akşam 18.00’den 21.00’e kadar aynı yerde görmek mümkündü. Gazetede olduğum günlerde Reha müdüre eşlik eder, bir yandan sohbetinden faydalanır, diğer yandan dertleşirdik.

Bunaldığı dönemlerde iki şeyi sayıklar dururdu:

Yarım kamara bir kayık alabilirsem işi bırakacağım. O kayıkta yaşayacağım. Kayık almaya gücüm yetecek gibi görünmüyor. En iyisi Didim’de babadan kalma yazlığı onarıp orada yaşamak olacak.

Reha müdürün bu iki hayalini gazetede bilmeyen yok gibiydi. Konu açıldığında takılırdık:

- Müdür, boşuna hayal kurma.........

© Ekonomim