Bizimki laik tekne
2007 yılı Eylül ayıydı. Malatya’da 1950’lerin başlarında manifaturacılıkla iş hayatına atılan, 1957-1967 döneminde oto lastiği ticareti ve sigorta acenteliği yapan, 1967’den sonra İstanbul’da oto acenteliği ve turizm sektörüne giren Abdulkadir Eriş, bir akşam teknesinde yemeğe davet etti.
Davet üzerine Kuruçeşme’de bağlı tekneye gittim. Teknede çoğu iş insanlarından oluşan toplam 10 davetli vardı. Kaptan yemek öncesi içecek sordu, su istedim. Ev sahibimiz Kadir Eriş araya girdi:
- Bizimki laik tekne… İsteyen alkollü içki içebilir, isteyen içeri geçip seccadeyi serip namazını kılabilir…
Dönemin Malatya Eğitim Vakfı (MEV) Yönetim Kurulu Başkanı Şaban Taçyıldız ile Nurteks Halı’nın patronu İbrahim Nalbant’ın da konuklar arasında yer aldığı akşam Kadir Eriş, “laik tekne” tanımından sonra bana takıldı:
- Hürriyet’te köşende okudum. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) el koyduğu Uzanlar’ın mega yatlarını gezmişsin. O yatları gezdin, şimdi en fazla 10 kişiyi ağırlayabildiğimiz bizim tekneyi beğenmezsin belki.
Eriş, ardından hepimizin kulağında küpe gibi duran bir noktayı anımsattı:
- Önemli olan zenginlik değil, gece yatağında rahat uyumak. O kadar malla, mülkle gece yatağında rahat uyuyamıyorsan neye yarar?
Ardından yurt dışında bulunan Uzan Ailesine dikkat çekti:
- Bak, Kemal Uzan kaç yaşında adam. Vatanına bile giremiyor. Dönse hemen hapse atılacak.
Uzanlar’ın mega yatlarıyla başlayan sohbet, Kadir Eriş’i Koç Holding’in kurucusu Vehbi Koç’un cenaze törenine götürdü:
- Rahmetli Vehbi Koç’un cenazesini mezara ben indirdim. Mezarın içine iyice baktım, kefen bezinin arasında ne tek kuruş para, ne de altın vardı.
Eriş’in Uzanlar’ın mega yatlarıyla başlayan sohbeti Vehbi Koç’un cenazesine kadar uzatması, “kısadan hisse” çıkarmamızı sağlamak içindi:
- Türkiye’de zenginlik deyince ilk akla gelen Vehbi Koç değil midir? Bakın o da yanında hiçbir şey götüremedi. Sarılı olduğu birkaç metre kefen beziydi.
Kadir Eriş, cenaze definleri konusunda kendisini Malatya’daki önde gelen isimlerden Hadi Çekirdek’in “İstanbul Şubesi” gibi görürdü.
Hadi Çekirdek, eşini çok erken yaşlarda kaybedince kendini Malatya’da cenazelerde elinden gelen her türlü desteği vermeye adamıştı. Çekirdek, binlerce cenazenin defin işlemini bizzat gerçekleştirmişti.
Kadir Eriş de Malatya’da başladığı iş hayatına İstanbul’da devam etme kararı sonrası Hadi Çekirdek’in “İstanbul şubesi” gibi davranmıştı.
Eriş, kendi anlatımına göre Vehbi Koç ve Sakıp Sabancı başta olmak üzere 3 bine yakın kişinin........
