Gümrük Birliği’nin Sessiz Sonu: Made in Europe, Made without Turkey
AB, ilk defa birbirinden kopuk olmayan, somut ve korumacı sanayi politikası adımları atmaya çalışıyor. Ancak bu adımların ortak noktası Türk şirketlerinin Avrupalı sayılmaması.
Türkiye’nin neden mağdur olduğunu Brüksel’de anlatmamızın bir manası yok. Çünkü Brüksel kendi derdinde. Türkiye’nin mağduriyetini değil, Avrupalıların Türkiye’den kazançlarını anlatabilmeliyiz.
Avrupa’da ticaret dinamikleri dönüşüyor ve bu değişim Gümrük Birliği üyesi olan Türkiye’yi doğrudan etkileyecek. AB, Hindistan ve Güney Amerika’daki MERCOSUR ülkeleriyle yıllardır devam eden müzakereleri sonuçlandırdı ve yeni serbest ticaret anlaşmaları (STA) imzaladı. Ayrıca Türkiye’nin AB’nin yeni yerli üretimi destek programı “Made in Europe”a dahil edilmeyeceği ortaya çıktı. İşlerin bu raddeye geleceği çok evvelden belliydi. 8 Aralık’ta “Türkiye, karar süreçlerinde söz hakkı olmadan Gümrük Birliği içinde yer alıyor. Yirmi yıl önce bu tolere edilebilirdi çünkü ticaret, kurallara göre işliyordu” diye yazmıştım.
AB, küresel ekonomik ilişki ağlarını yeniden şekillendiriyor
Brüksel, ekonomik dinamizmini kaybettiğini ve dünyanın müzesi haline geldiğini idrak etmiş olacak ki, son bir senede, Başkan Trump’ın yaptıklarıyla titreyerek kendilerine geldi. AB, ilk defa birbirinden kopuk olmayan, somut ve korumacı sanayi politikası adımları atmaya çalışıyor. Ancak bu adımların ortak noktası Türk şirketlerinin Avrupalı sayılmaması. Birinci olarak, “Made in Europe” programı AB’de kamu parasıyla yapılacak her işte AB ürünleri tercih edilmeli diyor. Kamu parası deyince sadece kamu ihalelerini düşünmeyin, mesela her türlü elektrikli araç alımında verilen sübvansiyonlu kredilerde de kamu desteği var. İkinci olarak, Brüksel’in üzerinde çalıştığı “Industrial Accelerator Act,” bazı sektörlerdeki yabancı yatırımlara AB şirketleriyle ortaklık........
