menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Apple’ın yeni CEO’su: Sanayide güç fabrikada değil

7 0
yesterday

Apple’ın ana işi birçok parçayı başka yerde görülmemiş bir mühendislik becerisiyle bir araya getirmek, sonra da ortaya çıkan bu ürünü görülmemiş bir mühendislik becerisiyle çok sayıda üretebilmek. Mesela, yılda 230 milyon iPhone.

Apple, her sene Foxconn’a 50 milyar dolar, çiplerini yapan diğer Tayvan şirketi TSMC’ye de 25 milyar dolar ödeme yapıyor. Apple’ın hiç fabrikası yok! Demek ki artık yüksek teknolojili ürün üretiminde işin esprisi fabrika sahibi olmak değil; fabrikadaki üretim sürecini yönetmek.

          Apple’ın CEO’su değişiyor. Apple, çağımızın en önemli ürünlerinden olan iPhone ve bundan kaynaklanan 4 trilyon dolar piyasa değeriyle dünyanın en başarılı, yenilikçi ve istikrarlı şirketlerinden biri. Görevi bırakan Tim Cook, 15 yıldır şirketin başındaydı. Yeni gelen CEO John Ternus ise öyle dergi kapaklarında boy boy fotoğrafları çıkan, borsanın yakından takip ettiği bir iş dünyası yıldızı değil. 25 yıldır Apple’da çalışan bir makine mühendisi. Apple’ın yeni CEO’sunun hikâyesini okuyunca almamız gereken ders şu: Çağımızda şirketlerin değeri fabrika kurmaktan değil, üretim sürecini küresel ölçekte kontrol edebilmekten geliyor.

 Apple, ürünlerini kendisi üretmiyor

Apple’ın yeni CEO’su Ternus’un en önemli işlerinden biri Intel çipler yerine Apple’ın kendi çiplerine geçişti. Ternus, çipleri tasarlamadı ama Apple ürünlerinin içine entegre edilmesi sürecini yönetti. Ayrıca yeni CEO’nun 317 patenti varmış: Menteşeler, muhafaza (enclosure) tasarımları, kilitleme mekanizmaları, termal yönetim sistemleri, cam ile kasa arasındaki arayüzler… İlk bakışta sıkıcı alanlardaymış gibi duran bu patentler aslında Apple’ın neyi en iyi yaptığını anlatıyor. Daha fazla ısınan bir çipi, daha ince bir ekranı ve daha hafif bir kasayı; nasıl ısınmayan, bükülmeyen, kırılmayan ve en önemlisi zamanında piyasaya çıkan bir cihaz haline getirirsiniz? Apple’ın ana işi birçok parçayı başka yerde görülmemiş bir mühendislik becerisiyle bir araya getirmek, sonra da ortaya çıkan bu ürünü görülmemiş bir mühendislik becerisiyle çok sayıda üretebilmek. Mesela, yılda 230 milyon iPhone.

Bu arada, Apple aslında bu ürünleri kendisi “üretmiyor”. Pek çok siyasetçinin “Apple ülkemizde üretim yapsın” dediğini duyarsınız. Eğer bir ülkede Apple cihazları üretilecekse bunu aslında Apple değil, Foxconn isimli Tayvanlı şirket yapıyor. Foxconn, Çin’de Shenzhen ve Chongqing’de bu iş için 600 bin ila 900 bin kişi istihdam ediyor. İstihdam, ürüne olan talebin arttığı sene sonuna doğru artıyor, sonra azalıyor. Zaten bu kadar esnek bir üretim sistemini Çin dışında bir yerde kurmak çok da mümkün değil. Foxconn’un üretim süreçlerinin kritik aşamalarında Apple’ın üretim makineleri kullanılıyor. Foxconn fabrikalarında 15 milyar dolar değerinde Apple makinesi ve ayrıca üretimin her aşamasında da Apple mühendisleri var. Öyle ki Apple, United Airlines’ın San Francisco’dan Shenzhen’e ve Chongqing’e direkt uçuş koyması için uçuşların tüm business koltuklarını önden satın almayı taahhüt etmiş.

Apple’ın 100 bin kadar patenti var. Her sene Foxconn’a 50 milyar dolar, çiplerini yapan diğer Tayvan şirketi TSMC’ye de 25 milyar dolar ödeme yapıyor. Apple’ın hiç fabrikası yok! Demek ki artık yüksek teknolojili ürün üretiminde işin esprisi fabrika sahibi olmak değil; fabrikadaki üretim sürecini yönetmek.

Üretim süreçlerine dair sahip olduğu beceriyi küresel olarak ölçeklendirmek ilk kez Apple’ın yaptığı bir iş değil. Toyota 1980’lerde Japonya’daki yalın üretim becerisini ABD ve Fransa’ya yaptığı yatırımlarla ölçeklendirip dünya şirketi haline gelmişti. Apple, bugünkü hızlı iletişim imkânları sayesinde, benzer bir modeli daha sofistike hâle getirip tüm sermaye yatırımını taşeron şirketlerine yaptırarak uyguladı.

 Dünyadaki en büyük 100 savunma sanayii şirketinden 4’ü bizim

Peki, Türkiye’de benzer şekilde başarıyla küreselleşebilen şirketler var mı? Sayıları az. Aklıma ilk gelen Arçelik. Bugün 9 ülkede 45 üretim tesisi varmış. Arçelik’in esprisi, Türkiye’deki düşük maliyetle üretim becerisi sayesinde dünya pazarlarına erişim sağladıktan sonra, ülkemizdeki maliyet yapısının ilelebet ucuz kalmayacağını öngörüp farklı yerlerde, farklı maliyetlerde üretim kapasitesi kurabilmesi. Arçelik’in İtalya’da da Pakistan’da fabrikası var. Hatta Alman Grundig’i satın aldılar, Amerikan Whirlpool ile ortak olup Beko Europe markasını kurdular. Böylece girdikleri piyasalardan üretim ve marka adına bir şeyler öğrenmeyi de biliyorlar. Arçelik başarılı bir örnek olsa da ölçek olarak Toyota, Apple veya Samsung gibi şirketlerle karşılaştırılabilecek durumda değil.

Türkiye’nin tüm bir ekosistemi yönetebildiği bir alan ise savunma sanayii. Dünyadaki en büyük 100 savunma sanayii şirketinden 4’ü bizim. Savunma sanayiindeki espri ise parçaları başarıyla bir araya getirip son ürünü yapabilmek. Her parçayı bir şirket olarak kendinizin yapması ise mümkün değil. Buna gerek de yok. Öte yandan, stratejik açıdan parçaları yerli üretimle yapabilmeniz oldukça önemli; zira bir gün ambargo olursa üretiminiz aksamasın. Vaktiyle yeni CEO Ternus’un Apple çiplerine yaptığı gibi. Birçok savunma sanayii ürününde %80’lerde yerliliğe ulaşmış durumdayız. Ancak savunma sanayii analojisi bir yere kadar gidiyor. iPhone’u satabileceğiniz milyarlarca müşteri var. Savunma sanayiinde ürünlerinizi yalnızca dost ülkelere satabilirsiniz. Ölçekler çok farklı.

Ben Apple’ın yeni CEO’sunun hikâyesinde iki ders görüyorum: Birincisi, fabrikaya değil, üretim sürecine sahip olmanın değerli olduğu çağımızda Türk sanayicisinin yurt dışına yatırım yapması iyi bir şeydir. İkincisi, savunma sanayii, çağımızın üretimden değer yaratma paradigmasıyla örtüşüyor. Ama sadece savunma sanayii ile iktisadi kalkınma olmaz. O nedenle daha önce de yazdığım gibi, savunma sanayiinin kendi içinde ve diğer sektörlerle arasındaki siloları kırıp daha yatay bir sistem kurmak lazım. Tekrar edelim: Sanayide güç, üretim kapasitesinde değil, üretim sistemini küresel olarak orkestra etme yeteneğinde.

Çelik Kurdoğlu, Değer Zincirinin Evrimi, Efil Yayınları, 2022.

Patrick McGee, Apple in China: The Capture of the World's Greatest Company, 2025.


© Ekonomim