Yöresel kalkınma, yerel kabiliyetle mümkün |
Darı ambarı üzerinde yayılan inekler olmayı bırakalım da kabiliyetlerimizi bilelim. Yerel kabiliyet, bizi hayata bağlayan en hayati bağdır ve onu geliştirmedikçe zenginliğimiz kalıcı olmayacaktır
1- SORUN: Başlıktaki bu kavram, yörenin, kentin; tarih sahnesinde var kalabilmesinin en kritik faktörü… Diğer ikisi, tarihi kültürel miras ve doğal kaynaklardır. Fakat bu ikisini zamanın ruhuyla yoğurup zenginliğe çeviren, yerel kabiliyettir. Tarih, doğal kaynak olsa da, yerel kabiliyet şart…
2- ETKİSİ: O kentin aklı, eşrafı, yöneticisi, lideri, insan kaynağı ve tabii ki bunları yetiştiren kurumları, okulları, üniversiteleri… Kalkınma öykümüzde “deneme yanılma” dışı yöntem kullanmadığımızdan bu modern anlayış düzlemine ulaşmamız zaman aldı. Kısaca yerel kabiliyetleri fazlaca küçümsedik.
KABİLİYET YERİNE AĞALARI DESTEKLEDİK
3- ÇÖZÜM: Önce, her kenti eşit kalkındırma sevdasıyla, yöresel kalkınma........