Aksa ve benzeri kuruluşların birikimlerinden yararlanalım
Stratejik işbirlikleri yaparak tedarikçi ülke olma” konumunu güçlendirici politika ve uygulamalar ivedi konular arasında yerini alıyor.
Aksa ve benzeri işyerlerinin “tersine teknoloji geliştirme” birikimi kadar “özgün teknoloji geliştirme” birikimlerinden yararlanabiliriz.
Mustafa Kemal Çolak Aksa Akrilik Genel Müdürü Didem Tunçbilek’le görüşmeye katılmamı önerdiğinde zihnim çok eskileri taradı: Sahada gözlem serüveninin durak noktalarından biriydi sanayimizin bu öncü kuruluşu.
Bu yazıda amacım nostalji selinde okuyucuyu boğmak değil. Başka bir bağlamda durumu değerlendirmek istiyorum: Önce, ülkemizde bugün önemli sorunlarla yüzleşen “işyeri yapılanmalarının” arka planına ilişkin hatırlatmalar yapacağım. Sonra, bugünkü yapının değişik özelliklerine göre işyeri kategorilerini tanımlamaya çalışacağım. Ülkemizin önemli bir “tedarikçi ülke” konumuna taşıyan kurumsallaşmış ve olgunlaşmış işyerlerine ilişkin ne yapılması gerektiğini sorgulayacağım. Gözlemlerimi yeni nesil bağlantı, iletişim, rekabet ve iş birliklerine dayalı ekosistemde uzun dönemli geleceği güven altına alma bağlamında yazıya aktarmaya çalışacağım.
“Ne üretsen satarsın abi”
Özellikle 1970’li yıllarda “ne üretsen satarsın abi” anlatımıyla özetlenecek bir dönemden geçtik. “Maliyet kâr=fiyat” formülü geçerliydi. Toplu iğne bile üretilemeyen bir ülkeyi sanayileştirmek için gizli bir “toplumsal ittifak” oluşmuştu: Ne üretirsen üret toplum için “anlamlı iş yapmayla” özleştiriliyordu. Bir çeşit “üretim fetişi” yaratılmış, üretim sisteminin derinlik analizlerinden uzak, aşırı basitleştirilmiş anlatımlara dayalı değerler baskın hale gelmişti.
Yurtiçinde üretim altyapısını oluşturmak için “ithal ikamesi politikaları” uygulanıyordu. İş yöneticilerinin çoğunluğu “kâr edersen benim; zarar edersem devlet destek olsun” algısına kendini kaptırmıştı. İşyeri sahip yöneticileri ve profesyonellerinin maliyet, rekabet edebilir fiyat, pazarlama becerilerini geliştirme gibi gündemleri yoktu.
Rekabet edebilir ölçek, rekabet edebilir teknoloji, işyeri yönetişim kalitesi gibi sorunlar azınlıkta kalan firmaların zihni model varsayımları arasında yer alabiliyordu.
Dünya genelinde küreselleşmenin hızlanması, “piyasanın görünmez elinin sırrına” ilişkin abartılı algı egemendi: Jeopolitikten hükümet kararlarına, işgücü üretkenliğinden, nüfus oluşumlarına, göçler ve kentleşme süreçlerine, geleneklerin olumlu ve olumsuz etkilerine, teknolojinin yaratmakta olduğu olası iş süreçleri, işgücü profillerine dayalı gelişmelere kafa yoranlar da azınlıkta kalıyordu.
Hangi iş alanlarına öncelik verileceği, teşvik sistemlerinin stratejik bir seçimle kaynakları nasıl yönetmesi gerektiği de öncelikli konular arasında değildi.
Küçük sanayi siteleri ve organize........
