menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Petro-yuan sistemi ne kadar yaygınlaşabilir?

3 0
latest

      Petrol, özünde hidrokarbon zincirlerinden oluşmuş, sudan yoğun, doğal yanıcı özelliği olan bir “mineral yağ”dır. Latince’de taş anlamına gelen "petra" ile yağ anlamına gelen "oleum" sözcüklerinden oluşan petrol terimini, ilk defa, 1546 yılında Alman mineralojist Georg Bauer, “Da Natura Fossilium” adlı makalesinde kullanmıştır.  

4,5 milyar yıllık Dünya’nın ömrü içerisinde denizlerdeki bitki ve hayvanların milyonlarca yıl çürüdükten sonraki kalıntılarından oluşan petrolün üretim yeri, ağırlığı (API) ve sülfür içeriğine göre piyasa fiyatı belirlenmektedir.  Üretim yeri rafineri taşıma maliyetlerini etkilediği, hafif petrolden daha fazla gazolin üretilebildiği ve az sülfürlü (“tatlı”) petrol çevreye daha az zararlı olduğu için yapılan bu sınıflandırmalar önemlidir. 

Petrolün sabit bir kimyevi bileşimi olmayıp, her sahanın ham petrolü kendine göre farklıdır. Hatta bu farklılaşma, aynı petrol sahasında bile görülebilir. ABD’nin Oklahoma ve Teksas eyaletlerinden çıkarılan Batı Teksas Petrolü (WTI) ile Kuzey Denizi’nden çıkarılan Avrupa tipi (Brent) petrolün ayrışmasında olduğu şekilde düşünebiliriz. Ayrıca petrol ihraç eden ülkelerin oluşturduğu OPEC de piyasadaki arz dengesi üzerinden fiyatları belirlemektedir.

Petro-dolar sistemi, dünya petrol ticaretinin ABD Doları cinsinden fiyatlandırılması ve ticaretinin yapılması esasına dayanan, doların küresel rezerv para statüsünü koruyan ekonomik ve jeopolitik bir düzenlemedir. 1970’lerin başında, ABD’nin altın standardını bırakmasının ardından ABD ve Suudi Arabistan arasında yapılan anlaşma ile kurulan bu sistem, petrol üreten ülkelerin elde ettikleri gelirleriyle dolar alarak karşılığında ABD tahvillerine yatırım yapmalarını ifade etmektedir. Diğer körfez ülkeleri de (BAE, Katar, Bahreyn, Umman) sonrasında sisteme dahil edilmiştir. Körfez bölgesinde petrol ihraç etmekte olan ülkeler, gelirlerinde istikrar sağlayabilmek üzere uzun yıllar boyunca yerel para birimleri ile ABD Doları arasında belirli bir sabit kur seviyesi uygulamasına geçmişlerdir. Ayrıca ilgili ülkelere elde ettikleri petrol gelirleri ile ABD’den savunma ekipman alımları ve askeri koruma sigortasının satın alınması da anlaşmaya dahil edilmiştir.

 Günlük petrol arz/talep dengesi 100-105 milyon varil civarında

50 yılı aşkın bir süredir işletilen mevcut bu sisteme göre bölgeden çıkarılan petrolü kim satın alacak olursa olsun karşılığındaki ödemeler ABD Doları cinsinden yapılmak durumundadır. Dolayısı ile bu ticarete dahil olan tüm ülkeler petrol satın alabilmek için merkez bankalarının bilançosunda belli bir miktarda ABD Doları rezervi tutmak durumundadırlar. Bugün itibarıyla dünya genelinde günlük petrol arz/talep dengesi 100-105 milyon varil civarındadır (ticaret miktarı: $11 milyar/gün).

ABD mevcut sistem ile çok düşük faizle hatta faizsiz (global dolar emisyon hacmi kadar) olarak uluslararası piyasalardan rahat borçlanma imkanına kavuşmuştur. Böylece uzun yıllar boyunca sürdürdüğü bütçe açığı finansmanı problemine de temel bir çözüm bulmuştur.

Ancak 4 yıl önce başlayan Ukrayna-Rusya savaşının Rusya üzerinde yarattığı ekonomik ambargolar “Petro-dolar sisteminden petro-yuan sistemine acaba geçilebilir mi?” sorusunun hızla gündeme gelmesine neden olmuştur.

Son yıllarda Rusya, Çin ve İran gibi ülkeler, yuan veya diğer yerel para birimleriyle aralarında petrol ticareti yaparak bu sistemi devre dışı bırakmaya çalışsalar da, sistem halen küresel enerji ticaretinin temel özelliği olmaya devam etmektedir.

İsrail-İran-ABD savaşı ile birlikte Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ve petrol ticaretinin ABD Doları haricinde, şayet yuan üzerinden Asya ülkelerine yapılması durumunun gelecek yıllarda dünya ekonomik sistemi üzerine büyük etkileri olacaktır.

Özellikle 2002 yılında Rusya’nın 300 milyar dolarlık uluslararası finans sistemindeki döviz rezervlerinin ABD/AB iş birliği ile dondurulmasının yarattığı ekonomik şok dünya genelinde Batı’nın dayattığı sisteme karşı kalıcı bir tedirginlik yaratmıştır.

Rusya ve Çin arasında uluslararası ödemeler sistemi SWIFT benzeri SPFS (Rusya) ve CIPS (Çin) tarafından geliştirilen yeni ödeme sistemleri petrol/doğalgaz ticaretinde yuan/ruble kabulünün de önünü açmış bulunmaktadır.

Ancak bölgede son yıllarda yaşanmakta olan bölgesel savaşların yoğunluğunun artması ile birlikte ABD’nin körfez ülkelerine sağlamakta olduğu savunma kalkanının İran-İsrail savaşı ile birlikte delindiğini görmekteyiz.

 2016’da en büyük ithalatçı olan ABD, bugün en büyük üretici

Dünya petrol ve doğalgaz tedarikinin %20’si Hürmüz Boğazı’ndan geçmektedir. ABD 50 yıldır petro-dolar sistemi ile körfez ülkelerine verdiği askeri koruma sözlerini bugün tutmadığına göre ilgili ülkelerin mevcut sistemi gelecekte sürdürmelerinin herhangi bir garantisi de kalmamaktadır. Dolayısı ile yaşanmakta olan savaşın süresinin uzamasının, körfez ülkeleri ile ABD arasındaki işbirliğini derinden sarsacağı çok açıktır.

2016 yılına kadar ABD dünya genelinde en büyük petrol ithalatçısıydı. Ancak bugün ABD günlük 13,5 milyon varil petrol üretimi ile birinci sıradadır. Rusya 9,8 milyon varil üretim ile ikinci sırada, Suudi Arabistan 9,5 milyon varil üretim miktarı ile üçüncü sırada yer almaktadır.

Çin, 2013 yılında başlattığı 150 ülkeyi kapsayan kuşak yol projesi ile günümüzde petrol ithalatında dünya genelinde birinci sırada bulunmaktadır. Bu konum özellikle Çin’e büyük bir müzakere avantajı vermektedir.

ABD’nin Rusya’nın döviz rezervlerini dondurması ve en son Venezuela’daki askeri müdahalesi ile birlikte petrol üretiminin kontrolünü sağlaması, Dünya genelinde ülkelerin finansal varlıklarının yönetimi ve doğal kaynaklarının ticareti üzerinde yeni çözüm arayışlarını beraberinde getirmiştir. Örneğin 2018 yılında Çin altına dönüştürülebilir şekilde yuan üzerinden fiyatlanan vadeli petrol kontratlarını devreye almıştır.

Jeopolitik artan riskler yanında ABD’nin 2008 küresel kredi krizinden bugüne kadar yaşanan finansal türbülanslarda yaptığı parasal gevşeme operasyonları ile birlikte ABD Doları arzını artırması, parası dolara sabit kur ile bağlanmış Körfez ülkelerinin dolar varlıklarının değerini olumsuz yönde etkilemiştir.

 Sistem geçişinde en önemli engeller

Peki tüm bu yaşanan gelişmeler doğrultusunda petro-yuan sistemi petro-dolar sisteminin yerini alabilir mi? Kısa vadede açıkçası pek mümkün gözükmemekle birlikte sistemin işleyişi ve ekonomik/jeostratejik güvenlik noktasında önemli kırılmalar yaratacağı gözükmektedir. Çin tarafından içeride ikili katı kontrollü döviz kuru sisteminin uygulanıyor olması ile birlikte yuanın dünya genelinde serbest konvertibl bir sistem işleyişine sahip olmaması, uluslararası aktif borçlanma piyasasının oluşmaması gibi etkenler sistem geçişinde en önemli engellerdir.

Çin’in yapmakta olduğu ihracat bedellerinde karşı tarafa yuan kullanımını şart koşması ile elde edilen miktarların altına dönüştürülmesi gibi uygulamaların yaygınlığı izlenecektir. Çin tarafından açıklanan ekonomik verilerin uluslararası kredibilitesindeki sorunlar böyle bir sistem geçişinin önündeki en önemli “güven” sorununu ortaya çıkarmaktadır.

Çin’in sahip olduğu 2.309 ton altın rezervi halihazırda ABD’nin sahip olduğu 8.133 ton altın rezervinin yanında böyle bir sistem geçişindeki konvertibilite desteği yönünden yetersiz kalacaktır. 1974 yılında ABD tarafından işletilen Bretton Woods sisteminin çöküşünün temelinde ABD tarafından sağlanan altın arzının ABD’de yükselen enflasyonun ekonomik görünümü desteklememesi yatmaktaydı.

Neticede bugünden itibaren beklenen en olası gelişme dünya genelinde bölgesel kırılmaların yaşanmasıdır. Rusya, Çin, İran ve Japonya gibi ülkeler yuan üzerinden enerji ticareti tercihlerini yapabileceklerdir. Zaman içerisinde bu gruba başka Asya ülkelerinin de iştirak etmeleri beklenebilir.  

Gelecekte petrol ticaretinin bir kısmının dolar ile bir kısmının da yuan üzerinden ticaretinin yapılmakta olduğunu göreceğiz. Ülkeler arası ikili anlaşmalara paralel işleyen ticaret ile paralel kur sistemi uygulanacaktır.

Paralel sistemler daha yüksek işlem maliyetleri ve daha yüksek piyasa oynaklıklarını da beraberinde getirecektir. Ülkeler arasında uygulanacak karma döviz kuru sistemleri küresel ekonomik güç dengelerinde yeni oluşumlara yol açabilecektir.


© Ekonomim