Yoksulluk kıskacındaki engelli |
Her gün yeni bir zam ve vatandaşın çektiği sıkıntılara değinilen haberlerle uyanıyoruz. Her geçen gün alım gücünün azalmasıyla, emekli maaşının yetmediğinden ve eridiğinden bahsediyoruz.
Sokakta, çarşı, pazarda dolaşırken, esnafı da dinliyoruz. Herkes dertli. “Geçinemiyoruz” sitemini yüksek sesle dile getiriyorlar. Bir dokunsan bin ah işitiyorsun. Yok mu bir çaresi deniyor. Vardır elbet. İstenirse mutlaka bir çözüm bulunur.
Neredeyse asgari ücretin normal ücret haline getirildiği, kiraların maaşı geçtiği, mutfak masrafına para kalmadığı, faturalara dahi maaşı yetmeyen bir kesim var. Birçoğumuzun unuttuğu, acılarına, sıkıntılarına yer yer kulakların tıkandığı ve çaresizlik ile yalnız bırakılan engelli, dul ve yetimler…
En düşük engelli açılık sınırı altında
Asgari ücret 28 bin civarında. En düşük emekli maaşı ise 20 bin lira. Türk-İş’in mart ayında açıkladığı açlık sınırı 32 bin lirayı aşarken, yoksulluk sınırı ise 106 bin liranın üzerinde. En düşük engelli maaşı ise 5 bin 103 lira 34 kuruş.
Bir kafede oturduğunda; bir çay 60 TL, bir fincan kahve 150 TL olmuş. Emekli, engelli, dul ve yetim maaşı alan, kendini örselenmiş ve unutulduğunu söyleyen bir kesim. Bu vatandaşlar, bırakın bir çay bahçesinde bir fincan kahve içmeyi, hayata küsmüş ve temel insani ihtiyaçlarından dahi mahrum bırakılmış halde bir yaşam mücadelesi veriyor.
Bunca yoksulluk ve açlık sınırı altında kendisine reva görülen bu maaşlarla engelli, 65 yaş aylığı 6 bin lirayı aşan aylık alan 65 yaş ve üzeri vatandaş, dul ve yetim aylığı alanlar, yoksulluğun iliklerine kadar hissettirildiği zorlu hayat koşullarında ne yer, ne içer, nasıl yaşar? Hiç düşündünüz mü?
Engellinin hayata karşı ekonomik yoksullukla mücadelesi
Geçen gün esnafı dolaşırken, karşılaştığım engelli bir vatandaş ile sohbet ettim. Hikâyesi çok trajikti. Engelli arabasının önüne mendil ve yara bandı koymuş. Onları satmaya çalışıyordu. Mendillerden aldım ve ne istediğini sordum. “Su ve birkaç ekmek” dedi. Hemen fırından alıp kendisine verdim. Mendillerini de aldım. Paranın üstünü vermeye çalıştı. “Siz de kalsın” deyince gülümseyen bir yüzle “eve götüreyim, evdekilerin ihtiyacı var. Bazen ekmek dahi alamıyorum” dedi.
8 yaşında sokakta oyun oynarken, bir kamyonun çarpması sonucu belinin kırıldığını ve yüzde 90 engelli olduğunu, dayanılmaz acılarına rağmen, yaşama sımsıkı tutunduğunu gördüm. Evde onun getireceği mendil parasından, yemek pişirmek için bekleyen yakınları olduğundan bahsederken, gözleri doldu. Evinin kira olduğunu, engelli arabasını dahi hayırsever bir vatandaşın aldığını anlattı. Bu sandalye ile her sabah yola çıkıp mendil satarak, birkaç kuruş ekmek parası kazanıp, “aileme götürüyorum” dedi. Faturaları da ödeyemediğini, maaşın yetmediğini ve komşuların da desteği ile bir ayı geçirmeye çalıştığından bahsetti.
Engelli aylığı faturaya yetmiyor
Evde 3 kişiyiz. Kış boyunca elektrik, su, doğalgaz, internet, cep telefonu derken faturaları hesapladım. Gelen faturaların toplamı, aylık 6 bin 500 lira civarında. Engelli vatandaşın en düşük maaşı, 5 bin 103 lira. Faturaya bile yetmiyor. Evi kiraysa, mutfak masrafı, çarşı, pazar alışverişi, giyim ihtiyacını hiç saymıyorum. Engelli vatandaş; bu ağır yaşam koşullarında, bunca yüke nasıl katlanır? Ne acı.
En düşük engelli maaşı 5 bin 103 lira, şu anki asgari ücretin dörtte birinin dahi altında. En düşük emekli maaşının da dörtte biri kadar. Sokakta, çarşıda ve pazarda karşılaştığım bu insanlar için aslında yapılabilecek ne çok şey var…
Engelli temel asgari düzeyde bir yaşamı hak ediyor
Sıcak yuvalarımızda bir çayı yudumlarken, çoğumuz bir engelli vatandaşın nasıl bir ızdırap içinde yaşam mücadelesi verdiğini unutabiliyoruz. Onlar sıcak bir çaya bile hasret bırakılabiliyor. Temel insani bir yaşam standardından mahrum kalabiliyor. Bir yandan bedensel engelinin verdiği sağlık sorunu yetmezmiş gibi diğer yandan enflasyon etkisiyle de fiyat etiketlerinin her geçen gün arttığı günümüzde; markette, pazarda ve manavda bir çorba pişireceği, sebzeyi ve kuru bakliyatı alamadan hüsranla evine dönüyor. Yasalardan kaynaklı olarak; engel oranı yüzde 40-69 olan vatandaşa, 5 bin 103 lira 34 kuruş, engel oranı yüzde 70 ve üzeri olan vatandaşa ise 7 bin 655 lira civarında engelli maaşı veriliyor.
Hanedeki gelir asgari ücretin üçte birini aşıyorsa engelli aylığı yok
Ayrıca 2022 Sayılı Kanun gereği; yüzde 40 ve üzeri engel oranı olan, sosyal güvencesi olmayan ve hanede kişi başına düşen gelir; net asgari ücretin üçte birinden az olan yani şu anki asgari ücret (28.075,50 *1/3=9.358,50 TL) vatandaşa, engelli aylığı verilebiliyor. Hanede kişi başına düşen gelir, 9 bin 358 lirayı aşıyorsa engelli aylığı verilmiyor.
Engelli, yaşamda ekonomik açıdan yeterince zor günler yaşıyor. Eğitim, toplu taşıma, sağlık imkânlarının artırılmasını talep ediyor. Temel asgari düzeyde bir yaşamı inşa etmek elbette mümkün.
5 bin 103 lira ile gel de yaşa
Engelli vatandaşın sesini duyuracak her platformda onları dinlemeli, yalnız olmadıklarını hissettirmeliyiz. Her birey gibi insanca yaşamak, onların da hakkı. “Engelli değiliz, engelleniyoruz” sitemini çok sık duyuyoruz. Bu sese kulak verin. Seslerini duyurmak görevimiz.
Engelli vatandaşlarımızın da geleceğe güvenle bakabileceği, her türlü engelin kaldırılmasıyla, sosyal ve ekonomik düzenlemelerin hayata geçirilmesiyle bir yaşam mümkün olabilecektir. Her birimize düşen sorumluluktur.
Engelliyi ötelemeyen, kucaklayan ve tüm bu sıkıntılardan kurtaracak ekonomik tedbirler almak zor değil. Engelli çaresiz de değil. Aksi halde açlık sınırının 32 bin lirayı aştığı günümüzde, engelliye 5 bin 103 lira ile bir ay yaşa demek, zulümdür. Fatura ödemeye bile yetmeyen, bu parayla gel de yaşa…
Onları korumak, yanında olmak ve sesi olmak görevimiz. Bir çaya kahveye muhtaç etmeyecek yaşamı inşa etmek zor değil. Engelliye uzatılan her bir el umudu çoğaltır, yeşertir. Engelli vatandaşlar da gözbebeğimizdir. 5 bin 103 lira ile yaşama zorlamak, vicdanları da yaralıyor. İnsanca yaşam için çaresizlik değil, çare bulabilmekle mümkün olabilecektir…