menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yapay zekâda kadının rolü!

10 0
26.06.2026

Anadolu’da halk arasında :“Elinin hamuruyla erkek işine karışma” derlerdi. Çocukluğumda bu sözlere çok tanık olurdum. Erkek egemen bir toplum düzeninde, kadına biçilen rol; kimi zaman eş kimi zaman baba ya da dede tarafından belirlenirdi. Kimi zaman da toplumun kanıksadığı sözler halinde kuşaktan kuşağa aktarılırdı.

Bilgisayarın, telefonun hatta televizyonun olmadığı günlerdi çocukluğum. Babamın öğretmenlik yaptığı güzel ülkemin, en ücra köylerinde tabiri caizse “kuş uçmaz kervan göçmez” yerlerde yaşadık.

Arabaların, otobüslerin ayda bir uğradığı köylerdi. Köye 15 günde bir uğrayan satıcıların naylon örtüler üzerinde et, sebze ve meyvenin satıldığı günlerdi. Elektriğin olmadığı o yıllarda, altı kişilik ailemizle tek odada yaşar; gaz lambasının ışığında,  eğitim emekçisi babamın anlattığı hikâyeleri dinleyerek, gecelerimizi geçirirdik. Çocuk aklımızla geleceğin nasıl bir dünya olacağını hayal ederek uykuya dalardık.

Hayatını eğitime ve öğrencilerine adayan emekli köy öğretmeni babamın bizim kulağımıza küpe olan sözü şuydu: “Elinizde mutlaka altın bileziğiniz olsun. Hiçbir erkeğe muhtaç olmayın ve hayatta kendinize ve kaleminize güvenin; en değerli hazineniz budur.” Halen de bizlere öyle söyler.

Kız çocuklarının, okutulmadığı zor yıllardı. Köylerde; okumak isteyip de okutulmayan, bunun yarasını hayatı boyunca taşıyan ne çok kadın tanıdım. Çocuk aklımla sık sık sorguladım: Neden kız çocukları okutulmuyor, neden eğitimden mahrum bırakılıyordu?

O yıllarda; akşamları okuma yazma bilmeyen ev kadınlarına, teyzelere ve ninelere alfabeyi, okumayı ve yazmayı öğretmeye başlamıştık. Babam, okutulmayan kız çocuklarının aileleri ile görüşür; onları eğitim hayatına kazandırmak için büyük çaba gösterirdi. Ekonomik durumu yetersiz olan ailelerin çocuklarının eğitim masraflarını zaman zaman kendi maaşından karşılar, okula devam etmeleri için aileleri ikna ederdi.

Aradan geçen 40 yılın sonunda o kız çocuklarının pek çoğu mühendis, avukat, doktor ve bilim insanı oldu. Topluma faydalı bireyler olarak hayatlarını sürdürüyorlar. Her Öğretmenler Günü’nde babamı  arar ve ziyaret ederler. Bir kadının eğitimle topluma kazandırılması ve özgüven sahibi olması, kuşkusuz ki en büyük mutluluklardan biridir…

Gaz lambasından yapay zekâya

Cep telefonunun, televizyonun olmadığı; televizyonu olan komşu evlerde toplanıp dizi izlediğimiz günlerden bugünlere gelmek kolay olmadı. Teknoloji sürekli gelişiyor, bilgi her an güncelleniyor ve yayılıyor. Artık dijital çağda yaşıyoruz. Çoğu zaman yeni teknolojilere yetişmekte bile zorlanıyoruz.

Dijital dünya öylesine hızlı ilerliyor ki bilgisayar, televizyon, cep telefonundan bugünlere geldiğimizde, ilkokul çağındaki çocuklar bile tablet bilgisayar kullanmaya başladı. Son yıllarda ise robotik uygulamalar ve yapay zekâ çalışmaları, hız kesmeden devam ediyor.

Teknoloji artık hayatımızın her alanına sirayet etmiş durumda. Ancak unutulmamalıdır ki; yapay zekâyı da yaratan bir insandır; onun duygu ve düşünceleri yoktur. Bu nedenle her zaman insana ve insanın yönlendirmesine ihtiyaç duyacaktır.

Elbette teknolojik gelişmede olduğu gibi yapay zekânın da faydaları kadar bazı riskleri ve olumsuz yönleri olacaktır. Ancak hayatımızın birçok alanında işleri hızlandırdığı, süreçleri saniyeler içinde yönetmemizi sağladığı da bir gerçektir.

Yapay zekâ ile cinsiyet ayrımcılığı sona mı eriyor?

Dünyada ve ülkemizde yüzyıllardır birçok meslek, erkek egemen........

© Ekonomim