Ev kadınlarına emeklilik ve prim indirimi geliyor

İnsan doğar, büyür ve okur sonra bir meslek sahibi olunca bir işe girmek ve çalışmak ister. Gönlüne göre de bir iş çıkarsa hemen çalışma hayatına adımını atar. Yıllarca primini öder. Yıllık izinlerinde biraz da olsa dinlenmek için tatile çıkar, belki uzak diyarlardaki anne babasını görüp hasret giderir. Ailesiyle başka bir şehre belki bir sahil beldesine belki köyüne gider ve dinlenmeyi hayal eder.

Kadın ya da erkek, iş yaşamı boyunca her birimizin hayal ettiği gibi emekli olunca başını sokacağı bir ev alabilmek, tazminatıyla yatırım amaçlı bir iş kurmak ve çocuklarına iyi bir gelecek kurmanın umuduyla, yaşama sıkı sıkıya bağlı kalır.

Tüm bunlar yaşamın içinde hızla akıp giderken, özellikle geçmişte birçoğumuzun annesi, teyzesi, ninesi, halası, eğitim hayatından mahrum bırakılmıştı. Bizler işte çalışırken ve sürekli yorulmaktan bahsedip “ bir izin alsam da şirketten dinleneyim” diye düşünüyorken o yıllar içinde annemiz, ninemiz, halamız, teyzemiz evde sürekli çalışırdı.

Sabah kalkıp evin çayı demlenirken bir yandan da öğle yemeği hazırlanır, çocuklar okula, eşi işe uğurlanırken, bizim kadınlarımız akşam yemeğini tencereye pişirmeye bırakır. Bir yandan da evin temizliği, ütüsü, çamaşırı arada bir gelen misafirlere de ikindi vakti çay, kurabiye ikram hazırlığı derken, akşam olur. Annemiz, ninemiz, halamız, teyzemiz aslında bütün gün hiç dinlenmemiştir.

Bunca iş yoğunluğunun altında bir köşeye oturup “çayımı kahvemi yudumlayıp, biraz dinleneyim” diye hiç düşünmez. O kadar sorumluluğu vardır ki hayatın ve aslında tüm hanenin üzerine yüklediği bu telaş içinde, bunca saat çalışmaktan kendini unutur.

Ev hanımlarına tatil yok

Ve en acısı, onlara ne yıllık izin, ne prim ödemesi ne sağlık güvencesi ne kıdem tazminatı ne de bunca yıllık emeğinin karşılığı olarak; “ Ben de emekli olsam da bir evim olsa da şu kiradan kurtulabilsem” diyemez. Çünkü tüm haneye ve ailesine ömrünü verdiği ev işleri için emeklilik hakkı verilmemiştir. Ne tatil yapabilmiş, ne yıllık izne ayrılmış ne de bir aylığına bir tatile dahi gidecek ekonomik gücü olmamıştır. Çoğu zaman evin tüm yükünü sırtında taşıyan ev hanımlarının bunca yıllık özverisi, bedenen yaptığı bu hizmet hiç göze görünmemiş ve ; “Ne iş yapıyorsun ki tüm gün evdesin. Bizim gibi elin işinde mi çalışıyorsun? Kendi evinin işini yapıyorsun. Tabi ki yapacaksın. Ne var ki ev işinde. Çok mu zor bir iş yapıyorsun” gibi kırıcı ve onun yaptığı işi önemsemeyen hatta küçümseyen ve onu değersizleştiren böyle cümlelere katıldığım arkadaş, dostların bir araya geldiklerindeki konuşmalarına tanık olmak beni üzüyor.

Oysaki en ağır işçiliktir ev hanımlığı. Evin işi, derdi, tasası hiç bitmez. Onlar yaşamda hiç emekliliği tatmadılar. Yaşamla bir sözleşmeleri var gibi bu hayattan kopana dek devam........

© Ekonomim