Sosyal medya hesabınızı sigortalatmalı mısınız? |
Influencer ekonomisi büyüdükçe dijital kimlik de bir "varlık" haline geliyor. Peki bu varlığı kim, nasıl koruyacak?
Bir sabah uyandınız, telefonu açtınız ve Instagram hesabınıza giremiyorsunuz.
Hesabınız silinmedi: Çalındı.
Üç yıldır bir sürü emekle biriktirdiğiniz 400 bin takipçi, o takipçiler üzerinden kurulan marka ortaklıkları, gelecek ay için imzalanmayı bekleyen reklam anlaşmaları... Hepsi bir gecede yok oldu.
YouTube kanalınız, içerik politikası ihlaline uğramış bir videodan ötürü "strike" yedi yani ihlaller nedeniyle askıya alındı. Aylık ortalama 80.000 TL'ye ulaşan reklam geliriniz sıfırlandı.
Sigortanız var mı? Hayır. Çünkü daha önce bunu hiç düşünmemiştiniz.
Bu senaryo bugün Türkiye'de binlerce içerik üreticisinin yaşadığı ya da kâbus olarak gördüğü bir gerçek. Ama çok daha büyük bir ekonomik soruyu da işaret ediyor: Dijital kimlik artık bir “varlık” mı, yoksa hâlâ sadece bir "hesap" mı?
Tarihsel olarak sigorta sistemi hep fiziksel dünyayla büyüdü. Bir fırıncı dükkânını, bir avukat ofisini, bir eczanenin raflarındaki ilaçları sigortalatabilir. Çünkü bunların tamamı ekonomik değer üretir, fiziksel risk taşır ve başkasına devredilebilir bir mülkiyet hakkı içerir. Peki ya dijital dünyada bir “dükkân” yok mu?
Influencer ekonomisi denen şey, artık küçümsenmeyecek bir büyüklüğe erişti. Goldman Sachs'ın tahminlerine göre, küresel içerik üreticisi ekonomisi 2027'ye kadar 480 milyar dolara ulaşabilir.
Türkiye'ye gelirsek, dijital harcamalar her yıl büyüyor ve influencer pazarlaması bu pastanın gitgide daha büyük bir dilimini kaplıyor. Orta ölçekli bir "mikro-influencer" yılda yüz binlerce lira kazanabiliyor. Daha büyük kategorilerdeki isimler için bu rakam milyonlarla ifade ediliyor.
Hukuki açıdan henüz net olarak sosyal medya hesabı bir iş yeri sayılmasa da ekonomik açıdan büyük ölçüde sayılıyor. Bir hesabın aylık reklam geliri, sponsorluk anlaşması, link komisyonu ve "hesaplararası işbirliği" ücreti hesaba........