İçerde ve dışarda altın haftası!

Savaş başlayalı tam 1 ay oldu. 2025’te yükselişini güçlendiren, 2026 için 6 bin dolar beklentileriyle yıla başlayarak ilk dönemde yine güçlü yükseliş gösteren altın, savaş fiyatlamalarında öne çıkarken, bu kez tersi oldu.

Herkes savaşla birlikte altındaki yükselişin daha da yüksek olmasını beklerken, altın geriledi.

"Altın neden düşüyor?", "Altın savaşla yükselmez mi?" soruları her yandan gelmeye başladı.

Uzmanları, piyasalardaki gerçeklikleri açıklama çabalarını sürdürüyor. Ancak bu hafta düşse de çıksa da altın yeniden başroldeydi.

Haftaya başladığımız ilk gün altın sert düşüyor, petrol de yükseliyordu. Burada tahterevallinin bir tarafında enflasyon diğer yanında da faiz artırımları bulunuyordu. Bu da altında baskı oluşturdu. Körfez başta olmak üzere birçok ülkenin de savunma harcamaları için nakit değer taşıyan altındaki hareketler sürpriz olmadı. 

Yurt içinde vatandaş uygun fiyattan altın almak isteyince "Çarşı karıştı." Bayram tatilinden çıkan piyasalarda fiziki altın “kıtlığı” olmasa da "sığlığı" çekildiği görüldü. Kuyumcular camlarına ilginç yazılar astı.

Altında kıtlık ve kuyruklar, yine ve yeniden “hani kriz vardı, vatandaş zordaydı” söylemlerine neden oldu. Oysa ki kalmayan altın 1 gramlık başta olmak üzere küçük gramajlı külçelerdi.

Altın bir tek bizde mi yoktu? Çin’de de küçük gramajların stokları bulunmazken, Rusya da 100 gram üstü ihraç etmeyi yasakladı.

İran’daki savaşın arka planın olukları tahmin edilen “Çin ve Rusya” altın konusunda kendini korumaya almalarıyla dikkat çekiyor. Çin, özellikle sürekli altın alıyor.

Sürekli olmasa da son yıllarda en çok altın alan başka kim var? Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası. Ancak bu hafta orada da altın satışı haberi ortalığı sardı.

Bloomberg’in “Türkiye iki hafta içinde yaklaşık 60 ton altın sattı” haberi ortalığı yayıldı. Zerohedge gibi önde gelen hesaplar altındaki küresel piyasalardaki düşüşten Türkiye'yi sorumlu tutsa da bu çok sağlıklı bir matematik değildi.

Buradaki altın satışını anlatmak kısmı başlıktan bağımsız kaldı. TCMB, altınları Kapalı Çarşı’ya gram ya da çeyrek bozdurur şekilde satmadı tabi. Diğer MB ile swap işlemleri yaptı, bir kısmını da piyasalarda sattı.

Dolar gibi, “ABD’nin başkanı ama dünyanın sorunu” haline gelen Trump, altında da sahneye çıktı. “Ben altın adamıyım. Altını taklit edemezsin. Bir gün altın gibi görünecek bir boya keşfedecekler ve o adam dünyanın en zengin adamı olacak” gibi yine konuşmasının başıyla sonu arasındaki mesafede herkesi “overthink (aşırı düşünme)” eylemine teşvik etti.

Sosyal medyada öne çıkan altın ile ilgili birçok haber de görüldü. İçlerinde üzücü olanlar da vardı. Benim ekranıma en çok düşen ise bir vatandaşın evini satarak aldığı altınla 4 ev almayı planlaması oldu.

Altındaki yükselişler yakın dönemde konut üzerinden çok hesaplandı. Ancak burada yapılması gereken finansal okuryazarlık adına; “yaşanılan konut yatırım aracı değildir” hatırlatmasını yapmak.

“Ev satarak yatırım yapmak” ancak temel barınma ihtiyacı dışında olursa mantıklı olabilir. İkisi de yatırım aracı olan ürünleri karşılaştırabilir ya da ikame edebilirsiniz.

Diğer yandan sosyal medyada “her pazarlanan yatırım kararını” herkes kendi koşulları, karakteri, sorumlulukları ya da gelir/gider dengesi farklı olduğunu düşünerek takip etmeli. “Standart paketler” size uymayabilir (Fon hariç)! Bu da burada çekincesi olmadan “yatırım tavsiyesi” olarak dursun.


© Ekonomim