Yeni ittifak pek anlamlı olmayabilir
Yeni girişim, Türkiye’de de önemli tartışmalara zemin teşkil etmiştir. Öncelikle her ortağın anlaşmaya neler katabileceği üzerinde durulmuştur. Burada vurgulanan husus, Suudilerin paraya, Pakistan’ın nükleer silahlara, buna karşılık Türkiye’nin de iyi yetişmiş silahlı kuvvetlere sahip olmasıdır.
Türk ordusunun ihtiyaç hâlinde Suudi Arabistan’ın yardımına koşacağı ya da Pakistan’ın Hindistan’a karşı geliştirdiği nükleer gücü başkalarını korumak için kullanacağı pek inandırıcı bulunmuyor. Muhtemelen, gerekçeler ittifakın hedefi olduğu düşünülen ülkeler tarafından da incelenmiş ve ittifaktan çekinmek için herhangi bir sebep olmadığına hükmedilmiştir.
Belki de tarihte ilk defa cereyan ediyordur, bilemeyeceğim ama karşımızda kime karşı kurulduğu açıklanmayan bir savunma paktı var. Eğer Türkiye Cumhurbaşkanı’na inanmak lazım gelirse, Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan arasında kurulan ve ülkelerden birine yapılacak saldırının her üçüne de yapılmış sayılacağının kabul edildiği anlaşma (antlaşma?) herhangi bir ülkeye karşı değildir. İttifaka katılmak isteyen herhangi bir ülke katılabilir. İttifakın amacı, saldırganlık sergileyenlerin caydırılmasından ibarettir.
Kısa süre içinde bu ittifakın kime karşı kurulmuş olabileceğine ilişkin tartışmalar başlamış bulunuyor. Bunda şaşılacak bir şey olmaması gerekir. Sorunun cevabı ise ittifakın arkasında kimin bulunduğu konusundaki kanaatinize göre değişebiliyor. Şayet ittifakı kuranların Trump ve şürekası tarafından cesaretlendirildiğini, hatta görevlendirildiğini düşünüyorsanız ona göre bir cevap oluşturuyorsunuz. Buna karşılık, ittifakın yerel bir girişimin ürünü olduğunu ileri sürüyorsanız soruyu başka türlü yanıtlıyorsunuz.
ABD, karşı sonlandıramadığı bir mücadeleye girişti
Eğer ittifak oluşturma girişimine Birleşik Devletler’in önderlik ettiği kanaatindeyseniz, o zaman girişimin İran’ı hedeflediğini düşünmeniz normal olacaktır. Amerika İran’a karşı bir türlü sonlandıramadığı bir mücadeleye girişmiştir. Bu mücadeleden kurtulmayı arzulamakta, fakat başarılı olduğunu kanıtlamak istemektedir. Henüz bu amaca uygun bir formül bulamamıştır. Buna karşılık İran, belki de savaşın başında elde etmeyi düşünmediği bir başarıya imza atmış, Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemi trafiği üzerinde söz sahibi olmuştur. Ayrıca İranlılar, Amerikalıların ülkelerine saldırı sırasında kullandığını düşündükleri Suudi üslerini de bombalamaktan çekinmemişlerdir.
Şayet yerel bir girişimle karşı karşıya bulunduğunuz kanaatindeyseniz, o zaman İran’a yönelen Amerikan-İsrail saldırısının aslında İsrail tarafından başlatıldığına, Amerika’yı da bu ülkenin işin içine çektiğine inanabilirsiniz. İran’ın Suudi Arabistan’a saldırmasının da bu girişimin bir........
