Sadece İran’a bakmanın da maliyeti var |
Hizbullah’ın varlığını sürdürmesi, İsrail’in Lübnan’ın bir bölümünü işgal etmesi için zemin oluşturuyor. İlginç olarak, İsrail’in işgal ettiği ve kendi topraklarına katmayı tasarladığı bölge Lübnan’ın suyunun büyük bölümünü sağlayan bölge olmakla da dikkati çekiyor.
Uluslararası anlaşmalara göre silahlandırılması yasak olan bazı Ege adaları silahlandırılıyor. Yunanistan Lozan ve Paris anlaşmalarına göre silahlandırılmasına izin verilmeyen bu adalara NATO silahları yerleştirme gayreti içinde, kısmen başarı da sağlamış bulunuyor.
İran’daki savaşın başka ülkeleri olumsuz yönde nasıl etkilediği de tartışma konusu yapılıyor. Basında yer alan haberlere göre, Sri Lanka ve Bangladeş gibi ülkeler şu anda iflas etmiş durumdalar çünkü Körfez petrolü onlara ulaşamıyor.
Herhalde sizlerin de dikkatini çekmiş olacak, son haftalarda İran-Amerikan mücadelesinden başka hiçbir şey konuşmaz olduk. Bir ihtimal, bizlerin sadece İran’ı konuşmamızı isteyen güçler de olabilir. Halbuki dünyanın başka yerlerinde de üzerinde düşünmemiz gereken çok sayıda olay cereyan ediyor. Bunların bir bölümü İran’da cereyan eden gelişmelerin sonucu da olabilir ama bir bölümünün İran’daki olaylarla herhangi bir bağlantısı bulunmadığını söylersek yanlış bir beyanda bulunmuş olmayız zannederim. Söz gelimi, Ukrayna’daki savaş da olanca hızıyla devam ediyor. Bu savaş, İran savaşı başlamadan çok önce başlamıştı. Putin kısa bir askeri harekat sonunda bütün ülkeye egemen olacağını hesaplamış ve ahalinin Rus askerini heyecanla beklediği türünden yanlış bir değerlendirmeye inanarak Ukrayna’yı işgal etmek istemişti. Savaş dördüncü yılına giriyor. Ukrayna’nın şimdilerde Amerikalılara ucuz İHA inşa etmekte yardım ettiği, teknoloji aktardığı rivayet ediliyor. Eğer bu doğruysa, Amerika Birleşik Devletleri şimdi bu ülkenin cömertlik yapma jestine karşılık vermemiş görünüyor.
Son gelişmeler, geçmişte yaşananların doğal sonucu
Diğer yandan, İran olayının Amerika’nın Avrupa’yı savunma niyetinin sona erdiğini bir defa daha gösterdiğini, hatta kesinleştirdiğini söyleyebiliriz. Bildiğiniz gibi Trump, Hürmüz Boğazı’nın Avrupa için de önemli olduğunu, dolayısıyla burayı açık tutmak için Avrupa ülkelerinin de yardımcı olması gerektiğini ileri sürdü. Avrupa ülkeleri bu davete icabet etmeyi kabul etmeyince topuna birden hakaret ederek, onlara zaten ihtiyacı olmadığını ifade etti. Böylece eski dostluk günlerine dönülmesinin artık mümkün olamayacağını bir defa daha göstermiş oldu. Sözlerimin yanlış anlaşılmasını istemem, işler önceleri pek rast gidiyordu demek istemiyorum; sadece son gelişmelerin geçmiştekilerin doğal sonucu olduğunu, Amerika’nın artık Avrupa’yı savunmak istemediğini bir defa daha teyit........