Dubai şimdi ne olur?
Hava savunması açısından bakıldığında, bölgemizde NATO Hava Savunma Sistemi tarafından korunan güvenli iki yer olduğunu İran savaşının birinci ayında açıklıkla gördük: Türkiye ve Kıbrıs.
İsrail ve ABD’nin İran saldırısı ile başlayan süreç ikinci ayına girdi. Hatırlayın, saldırı 28 Şubat’ta başlamıştı. Geldik mart ayının sonuna.
Savaşın ilk bir ayından benim aklımda kalan, İran’ın saldırıya Körfez ülkelerinde cevap vermesi. Hepsi de Basra Körfezi’nin içinde yer alan Kuveyt, Bahreyn, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) yoğun ateş altında kaldılar.
İran’dan atılan füze ve İHA’ların neredeyse yarısının hedefinde özellikle Dubai, BAE vardı. Dubai şimdiye kadar kendisini, bir nevi, açık şehir gibi lanse ediyordu. Bölgedeki çatışmaların dışında, bir tür istikrar adası. Artık bunun doğru olmadığını biliyoruz.
Hava savunmasının ekonomik güvenlik açısından önemi belirginleşti
TEPAV’dan Murat Orkun Selçuk, Sercan Sevgili ve Yusuf Tuna Alemdar’ın “Orta Doğu’da Hava Savunma Şemsiyesi” başlıklı Değerlendirme Notu, esas itibariyle bölgemizdeki gelişmelerin “hava savunmasını tamamlayıcı bir askeri unsur olmaktan çıkarak bölgesel istikrarın asli bileşenlerinden biri haline getirdiğini” gösteriyor. Öyle ki, artık “kritik altyapının korunması, ticaret akışlarının sürekliliği ve sermaye hareketlerinin güvenliği siyasi gelişmelere ilaveten hava savunma kapasitesiyle de doğrudan ilişkili”.
Hava savunması açısından bakıldığında, bölgemizde NATO Hava Savunma Sistemi tarafından korunan güvenli iki yer olduğunu İran savaşının birinci ayında açıklıkla gördük: Türkiye ve Kıbrıs. Buraya bir ilk haritayı hemen koyayım. Siz Şekil 1’e bir bakın isterseniz.
Şimdi meseleye bu çerçevede bakıldığında, savaştan sonra bölgemizde neye hazırlıklı olmak gerekir? Doğrusu benim aklımda iki mesele var. Birincisi, Dubai bundan sonra ne olur? İkincisi ise, bölgemizdeki ticaret yollarına önümüzdeki yirmi yılda nasıl bakmak gerekir?
Bugün öncelikle Dubai meselesine bir bakalım. Neden yirmi yıl sonra ne olur diyorum?........
