menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yeni savaşın yan etkileri

32 0
04.03.2026

En kötü alt senaryoda (fiili blokaj / ağır altyapı hasarı) petrolde 160 dolar üzerine sıçrama da olabilir. Bu seviyeler artık sadece benzin fiyatı demek değildir; küresel ekonomide maliyet omurgasının kırılması anlamına gelir.

Kısa senaryoda petrol şokunun “kötü” tarafı enflasyonu yeniden canlandırması; “iyi” tarafı ise süre kısa olursa merkez bankalarının bunu yönetilebilir bir sapma olarak görüp ekonomiyi tamamen boğmaması olur.

ABD-İsrail ile İran arasında başlayan çatışma, klasik “bölgesel gerilim” kategorisinden çıkarak küresel ekonominin tam kalbine temas eden bir şoka dönüştü. Çünkü bu coğrafyada atılan her adımın doğrudan bağlandığı yer, enerji arzının ve ticaret geçişlerinin düğüm noktalarıdır. Bugün piyasanın esas okuduğu şey, “kim kime ne yaptı?”dan çok şudur: Akış bozulacak mı? Akışı bozan şey bazen bir füze değil, bazen bir sigorta poliçesi, bazen bir hava sahası kapanması, bazen de navlun fiyatına eklenen “savaş primi”dir. Bu yüzden çatışmanın ekonomik etkisini tek bir kalemde ölçemezsiniz; petrol fiyatından enflasyona, büyümeden borsalara, turizmden dış ticarete kadar zincirleme yayılır.

Başlangıç seviyelerini doğru koymak önemli. Haftaya 76-79 dolar seviyesinde ve savaş korkusuyla başlayan Brent petrolün akıbeti hepimizi ilgilendiriyor. Aynı anda kıymetli metallerde güncel spot fiyatlar oldukça yüksek bir seviyeye taşınmış durumda: Altın haftaya 5.300 doların üzerinde başladı, gümüş ise 95 doları zorluyor. Platin 2.400 doları, paladyum 1.900 dolarları deniyor. Eski şablonlarla konuşmanın anlamı kalmadı; senaryo konuşacaksak bugünkü seviyeler üzerinden konuşacağız.

 Hürmüz’de geçişin pahalanması tüm ekonomiye yayılıyor

Bu resimde kritik düğüm noktası Hürmüz Boğazı. Küresel petrol akışının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu dar geçit, fiziksel olarak kapanmasa bile “geçişin pahalanması” yoluyla fiili bir kısıt yaratabilir (bu yazıyı kaleme aldığımda geçit açıktı). Zaten savaş dönemlerinde asıl belirleyici çoğu zaman “tam kapanma” değil, tanker trafiğinin yavaşlaması, sigorta kapsamının daralması,  savaş riski primlerinin sıçraması ve navlun maliyetinin artması. Bu maliyet, petrolün varil fiyatına ekleniyor; ama orada kalmadan, tüm ekonomiye yayılıyor. Çeşitli analist senaryoları, saldırılar sınırlı kalırsa sadece korku primiyle 5 ile 10 dolar arasında, hareketin mümkün olduğunu; çatışma genişler ve tanker trafiği/altyapı sıkıntıları etkilenirse petrolün 20 dolar artışın üzerine taşınabileceğini vurguluyor.

Tam bu noktada iki senaryoyu birbirinden ayırmak gerekir: Kısa senaryo (0–3 ay) ve uzun senaryo (3 aydan uzun). Çünkü ekonomi belirsizliğin süresine tepki verir; süre uzadıkça etki lineer değil bileşik hale gelir.

Kısa senaryoda (0-3 ay), Hürmüz tamamen kapanmaz; ancak risk primi yükselir, geçişler yavaşlar, sigorta ve navlun pahalanır, hava sahalarında kısmi kapanmalar sürer. Bu durumda petrol tarafında baz senaryo, Brent’in 80-95 dolar bandına kaymasıdır. 

Çatışmanın kısa dönemde enerji altyapısına veya tanker trafiğine daha sert dokunduğu alt senaryoda petrolde 95-110 dolar bandı konuşulabilir; fakat bu bant kısa senaryoda “kalıcı denge” değil, dalgalanmanın üst sınırı olur. Bu, petrol şokunun küresel enflasyona etkisi, kısa senaryoda 0,6 ile 1,0 puan aralığında; küresel büyümeye etkisi ise -0,4 ile -0,8 puan aralığında okunabilir. Yani dünya büyümesinin %3 civarında seyrettiğini varsaydığınızda, kısa senaryoda %2,2-2,6 bandına doğru bir zayıflama mümkün. Bu şokun “kötü” tarafı enflasyonu yeniden canlandırması; “iyi” tarafı ise süre kısa olursa merkez bankalarının bunu yönetilebilir bir sapma olarak görüp ekonomiyi tamamen boğmaması olarak beklenebilir. Ama faiz indirimi hayali kuranların iştahı bir süre kesilir: Çünkü........

© Ekonomim