Türkiye otomotivi için kritik viraj
Otomotiv sektörü Türkiye ekonomisinin en kritik lokomotiflerinden biri. Ancak bu sektör yalnızca üretim rakamlarından ibaret değil; küresel rekabet şartları, yatırım planları ve uluslararası ticaret dengeleri ile şekilleniyor.
Tofaş CEO’su ve Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Başkanı Cengiz Eroldu, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada otomotiv sektörünü bugünden yarına değil, önümüzdeki 2027–2028 yatırım dönemine göre değerlendirmemiz gerektiğini söyledi. Zor ekonomik koşullar, enflasyon ve döviz kuru gibi faktörler sanayiciyi bugüne kadar zorladı; fakat asıl sınavın yeni yatırım kararlarının verileceği dönemde yaşanacağını belirtiyor.
Bugün otomotiv sanayii, uzun vadeli yatırım döngüsüne sahip olduğu için mevcut ekonomik dalgalanmalara nispeten dayanıklı görünüyor. 2026 için üretim ve ihracat projeksiyonları olumlu: Üretimde artış, iç pazar dinamiklerinde güçlü seyir, ihracatta yükseliş sinyalleri mevcut. Ancak bu, sürdürülebilir bir tabloyu garanti etmiyor.
Gerçek mesele, yeni yatırım kararlarının şekilleneceği 2027–2028 dönemi. Artan maliyetler, döviz kurunun seyri ve özellikle Avrupa Birliği’nin gündemindeki “Made in Europe” kriteri, Türkiye’nin ihracat rekabet gücünü yeniden sorgulatacak kadar kritik bir rol oynuyor. Türkiye’nin en büyük pazarı Avrupa olduğu için bu yeni düzenleme, sektöre yalnızca üretim açısından değil, ticaret stratejileri açısından da radikal etkiler yapabilir.
Ayrıca Tofaş özelinde ürün gamı ve kapasite planlaması da yeniden şekilleniyor. K0 ve K9 gibi yeni modellerin seri üretime geçeceği 2026’da, markanın yalnızca ticari araç üreticisi kimliğini aşması ve yeni projelerle ürün portföyünü genişletmesi planlanıyor. Fabrikadaki istihdam dengesi ve üretim sürecindeki dönüşümler de bu stratejinin ayrılmaz parçaları.
Elektrikli araç dönüşümü konusunda ise Eroldu’nun değerlendirmesi net: Teknolojik hazırlık var ama talep hâlâ belirleyici eksen. Türkiye’nin tedarik sanayii henüz bu dönüşümün tüm teknik gereksinimlerini karşılayacak seviyede değil; bu da uzun vadeli planlamayı daha karmaşık hale getiriyor.
Sonuç olarak asıl risk bugünde değil, birkaç yıl sonra vereceğimiz kararlarda saklı. Rekabet gücünü korumak, yeni pazarlar bulmak ve küresel standartlara uyum sağlamak, Türkiye otomotivinin önündeki en büyük meydan okumalar olarak görünüyor. Sektör bugün güçlü olabilir; ama 2027–2028’de Türkiye’nin sanayi politikaları, yatırım teşvikleri ve küresel rekabet stratejileri bu gücün devam edip etmeyeceğini belirleyecek.
