Asgari ücrette ara zam beklentisi artıyor |
Türkiye’de asgari ücret tartışması yeniden en temelde sıkıştı: Çalışanlar aldıkları ücretle gerçekten geçinebiliyor mu, sadece günü mü kurtarıyor? Bu sorunun cevabı verilerde netleşiyor. Asgari ücret, açıklandığında açlık sınırının altında kalmıştı. Kısaca mesele artık doğrudan “geçim mümkün mü?” noktasına geldi.
Ücretlerde kritik olan nominal ücret artışı değil, satın alma gücü oluyor. Türkiye son yıllarda yüksek enflasyonla birlikte ücretlerin hızla eridiği bir döngüye girildi. Maaşlar artıyor, ancak bu artışın etkisi kısa süre içinde kayboluyor. Bu yüzden bugün yaşanan durum klasik bir ücret tartışmasından çok daha derin: Gelir artıyor ama refah artmıyor. Çalışan sayısı artıyor ama geçim zorlaşıyor.
Bu tabloyu daha da kritik hale getiren şey, asgari ücretin artık sadece bir “taban ücret” olmaktan çıkmış olması. Türkiye’de geniş bir kesim için asgari ücret fiilen ortalama ücret haline gelmiş durumda. Dolayısıyla burada yaşanan erime, sadece düşük gelir grubunu değil, ekonominin genelini etkiliyor. Talep zayıflıyor, iç piyasa kırılganlaşıyor ve büyüme kompozisyonu bozuluyor.
Tam da bu noktada gözler her zamanki gibi temmuz ayına çevriliyor. Ara zam yapılacak mı? Bu sorunun cevabı teknik olduğu kadar politik de. Çünkü karar sadece enflasyon verisine bakılarak verilmiyor; aynı zamanda bütçe dengesi, büyüme hedefi ve sosyal denge de hesaba katılıyor. Ancak şu gerçek giderek daha görünür hale geliyor: Açlık sınırının altında kalan bir ücretin uzun süre korunması ekonomik olduğu kadar sosyal açıdan da sürdürülebilir değil.
Peki ara zam gelirse ne kadar olmalı? Asıl zor soru bu. Çünkü sadece enflasyon farkı kadar yapılacak bir artış, mevcut durumu düzeltmez. Sorun zaten başlangıç seviyesinde. Bu nedenle olası bir düzenlemenin yalnızca geçmiş kaybı telafi etmesi değil, aynı zamanda mevcut seviyeyi açlık sınırının üzerine taşıması gerekir. Aksi halde yapılacak her artış, birkaç ay içinde yeniden eriyen geçici bir düzeltmeden öteye gitmez.
Ancak burada daha yapısal bir mesele var. Türkiye’de ücretler neden sürekli geriden geliyor? Bunun cevabı sadece enflasyon değil. Verimlilik artışının sınırlı olması, katma değerin düşük kalması, kur geçişkenliği ve maliyet baskıları ücretleri sürekli denge unsuru haline getiriyor. Yani asgari ücret tartışması aslında bir sonuç; asıl problem üretim yapısı ve ekonomik model.
Bugün gelinen noktada mesele sadece “zam yapılıp yapılmayacağı” değil. Daha temel bir soru var: Türkiye’de ücretler gerçekten geçim sağlayacak bir seviyeye çıkabilecek mi? Yoksa her yıl aynı döngüyü mü konuşacağız?
Temmuz yaklaşırken cevap aranan soru net: Ara zam gelecek mi? Ama belki de daha önemlisi şu: Gelse bile, gerçekten yetecek mi?