Üretim ve istihdamda alarm zilleri çalıyor

Savaşın ağır ve bunaltıcı gündemi hepimizi meşgul ediyor. Televizyon ekranları ve sosyal medya, her konuda fikir sahibi olanların, savaşın ekonomi üzerindeki etkileriyle ilgili görüşleriyle dolu. Kimisi petrol ve doğalgaz fiyatlarından, kimisi de altın ve gümüşten dem vuruyor. Bütün dünyada olduğu gibi, ülkemizde de aynı ezberler tekrar edilirken, ekonomiyle ilgili asıl konuşulması gerekenler arka planda kalıyor. Bu nedenle, bugünkü yazımda Türkiye’de giderek derinleşen üretim, istihdam ve fiyat istikrarı sorunlarına değinmek istiyorum.

TÜİK son bir hafta içerisinde, istihdam, milli gelir büyümesi ve enflasyonla ilgili verileri açıkladı. İstihdam piyasasındaki gelişmeler, ne yazık ki bir hayli can sıkıcı. Bu yılın ocak ayına ait veriler, istihdam edilen kişi sayısının bir önceki aya göre 516 bin kişi azaldığını gösteriyor. Yıllık olarak baktığımızda da durum aynı: Geçen yıl ocak ayında 32 milyon 634 bin kişi olan çalışan sayısı, bu yılın aynı ayında 31 milyon 953 bine gerilemiş. Daha da çarpıcı olanı, 2026 Ocak’taki çalışan sayısı, 2023 yılının kasım ayından beri gördüğümüz en düşük seviyede bulunuyor. Beni en çok endişelendiren konu, istihdam azalırken, işsiz sayısının da azalıyor olması. İlk etapta kulağa çok saçma gelse de işsizlik hesabında, iş aramaktan vazgeçmiş ya da iş aramaya hiç niyetlenmemiş olanlar işsiz sayılmıyor. Dolayısıyla, son 12 ayda işini kaybedenlerin, iş piyasasından da tamamen çekildikleri, böylece işsiz sayısının da azaldığı garip ama çok sorunlu bir tabloyla karşı karşıyayız. Bunun doğal sonucu olarak, işgücüne katılım oranımız R,1 ile son 47 ayın, istihdam oranımız da G,9 ile son 34 ayın en düşük........

© Ekonomim