Kuru daha ne kadar tutabiliriz? |
Profesyonel bir ekonomist olarak kariyerim boyunca bana en çok sorulan sorulardan bir tanesi, kurların daha ne kadar tutulabileceği oldu. Onlarca yıldır vatandaşlarımızın kafasında hep bu sorunun olması, aslında kurların tutulması zorunluluğunun da temel nedeni. Yani, bir tür tavuk-yumurta sorunsalı ile karşı karşıyayız. Bu tip durumlarda ideal çözüm, önce problemin kök nedenlerini anlamak ve sonrasında da bunları gidermek olmalı. 1990’ların ortasından itibaren bu amaçla yola çıktığımız ama başarılı olamadığımız birçok deneme yaptık. Onlarca program ya başarısız oldu ya da arkasındaki siyasi irade zayıflayınca yarım kaldı. Bugün geldiğimiz noktada, hâlâ aynı soruyu soruyor olmamız moral bozucu olsa da, mümkün olduğunca akılcı bir yaklaşımla öneriler getirmeye devam etmek zorundayız.
Akılcı yaklaşımın ilk adımı, döviz kurlarının vatandaşlarımızı neden bu kadar çok ilgilendirdiğini anlamak olmalı. Dünyanın çoğu ülkesinde sıradan insanlar, eğer yakın zamanda başka bir ülkeye seyahat etmeyeceklerse, döviz kurlarının seyriyle ilgilenmez, kurların seviyesini de pek bilmez. Halbuki ülkemizde durum çok farklı. Finansal okuryazarlığı çok sınırlı olan, hatta hiç olmayan vatandaşlarımız bile döviz kurlarının seviyesini bilir ve artış temposunu takip eder.
TL’ye güven kaybolunca döviz, altın ve gayrimenkul öne çıktı
Bunun nedeni, 1970’lerin ortasından beri çok yüksek seyreden enflasyon oranları nedeniyle, Türk Lirası’nın alım gücünün sürekli azalması ve bunun sonucunda da yerel paramıza güvenin neredeyse kaybolmasıdır. Duayen iktisatçı Prof. Asaf Savaş Akat, bu durumu çarpıcı bir şekilde ifade etmek için “TL dandik paradır” ifadesini kullanır; çok da haklıdır. Eğer geniş toplum kesimleri yerel para birimine güvenmiyorsa, o zaman alım güçlerini koruyabilmek için alternatif arayışına girer. Bu alternatif ülkemizde geleneksel olarak altın, arsa ve diğer gayrimenkuller olarak öne çıkar. 1980lerde yapılan finansal reformlarla, Türkiye’de yerleşik kişilerin yabancı para cinsinden mevduat hesabı açmasına izin verilmesi, TL’nin uluslararası konvertibilitesinin sağlanması ve Türkiye’nin sermaye hesabının tamamen serbestleştirilmesiyle, yabancı paralar da bu alternatifler arasına girmiş oldu. Hemen her köşede açılan döviz bürolarından ve binlerce banka şubesinden,........