Çin ile yatıp Çin ile kalkmak
Sadece sektörel bazda değil, mal detayında, hatta eğer mümkünse markalar detayında Çin’den yaptığımız ithalatı mercek altına yatırmak gerekiyor.
Geride bıraktığımız yıl boyunca yazdığım yazılarda ve yaptığım konuşmalarda, Çin ile olan ekonomik ilişkilerimize bir hayli fazla yer ayırdım. Bunun nedeni, küreselleşmenin bittiği ama yerine neyin geldiğinin tam olarak hala anlaşılamadığı yeni dünya düzeninde, Çin’in giderek artan ağırlığı karşısında, ülke olarak bir strateji geliştirmemiz gerektiğine dikkat çekebilmekti. Bu nedenle, 2026’nın ilk yazısını da Çin’e ayırıyorum. Bir başka ifadeyle, geçen yılı Çin ile kapatmışken, bu yılı Çin ile açıyorum.
TÜİK çarşamba günü kasım ayına ait dış ticaret verilerini açıkladı. Buna göre, 2025’in ilk 11 ayında Türkiye’nin ihracatı, geçen yılın aynı dönemine göre %3,6 artışla 247,0 milyar dolar olurken, ithalatı %5,7 artışla 329,7 milyar dolar oldu. Aynı dönemde dış ticaret açığımız da ,6 artışla, 82,7 milyar dolara ulaştı. En büyük ihracat pazarımız olan Avrupa’daki zayıf talep koşulları ve Türk ihracatçılarının uluslararası rekabetçiliğindeki erozyon, ihracat artışının arzu edilen seviyelerde olmasını engelledi. İthalata baktığımızda, tüketim malı ithalatındaki %9’luk artış dikkat çekiyor. Bu noktada, 11 aylık dönemde ,4 artan otomotiv ithalatının altını çizmek gerekiyor. Sadece Kasım’da ",4 artan otomotiv ithalatı, değerli Türk Lirası’nın etkilerini en net gördüğümüz alanlardan bir tanesini temsil ediyor.
Bu genel değerlendirme sonrasında, Çin ile dış ticaretimize gelmek istiyorum. 2025 yılının Ocak-Kasım döneminde Çin’e yaptığımız ihracat %4,2 azalarak 2,9........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Penny S. Tee
Gideon Levy
Waka Ikeda
Mark Travers Ph.d
Grant Arthur Gochin
Tarik Cyril Amar