Davos’un kör noktası

Ana teması ‘diyalog’ olan Davos geride kaldı. Bu kavram, belirsizlik çağında kulağa iyi geliyor. Konuşmak, anlamak, uzlaşmak…

Ama, gelin görün ki Davos’un diyalogu sadece bir sahne estetiği. Konuşma var ama konuşmanın bağlayıcılığı yok. Söz var ama sözün arkası belirsiz.

Bu yüzden, Davos’un analizini yaparken, ‘ne konuşuldu?’ sorusundan çok ‘ne konuşulmadı?’ sorusu bana daha kritik geliyor.

Yapay zekâ

Davos’ta bu yıl yapay zekâ adeta bir tarih anlatısına dönüştü. Tipik olarak, yapay zekâ ile ilgili yapılan tartışmaların merkezinde yaratacağı ekonomik etki vardı. Verimlilik, bolluk, insanın yerini alacak makineler, robotik… Daha iyi model, daha iyi veri, daha iyi altyapı. Müthiş bir verimlilik, harika fırsatlar, nefis bir gelecek... Yarım ağızla söylenen ‘tabi insana etkisine de dikkat etmek lazım’ laflarıysa daha duyulamadan buharlaştı.

Oysa yapay zekâ sadece bir üretkenlik aracı değil, aynı zamanda bir egemenlik teknolojisi. Veri akışlarını kontrol eden, tedarik zincirlerini şekillendiren, kamu hizmetlerinden güvenliğe kadar karar süreçlerine nüfuz eden yeni bir iktidar mimarisi kuruyor. Gücü merkezileştiriyor. Algoritmalar devreye girdikçe, kararların faili bulanıklaşıyor. Yapay zekâ, kurumların hesap verebilirliğini artırmak yerine kurumsal sorumluluğu buharlaştırma riski taşıyor.

Başka bir çelişki daha var. Davos’un en sık konuşulan kavramları insana yatırım, dayanıklılık, esenlik, sağlık oldu. Ama bunlar da ekonomi ve........

© Ekonomim