Büyüme ve çöküşün sınırında!

Modern ekonomi, yaklaşık iki yüz yıldır şunu söylüyor: Büyüme mümkündür, süreklidir ve sınırsızdır.

Bu varsayım her dönem test edildi. Krizler çıktı. Ama hep aynı cevap üretildi: Teknoloji çözer, verimlilik artar ve piyasa hep uyum sağlar.

Bugün, bu anlatı tarihsel bir sınıra dayanmış durumda. Ve bunlar döngüsel krizlerin değil; fiziksel, ekolojik ve sistemik gerçekliğin sınırları.

1972’de yayımlanan Limits to Growth, MIT’de geliştirilen bir modele dayanıyordu. Kitabın temel iddiası basitti: Sınırlı bir gezegende, sınırsız büyüme sürdürülemez.

Model, beş temel değişken üzerine kurulmuştu: Nüfus, sanayi üretimi, gıda, yenilenemeyen kaynaklar ve kirlilik. Sonuç netti: ‘Eğer mevcut eğilimler sürerse, küresel sistem ani değil, kademeli bir çöküş yaşayacak. Önce büyüme yavaşlayacak, ardından yaşam standartları düşecek. Çöküşün nedeni, kaynak tükenmesi, kirlilik, gıda krizi ve bunların tetiklediği zincirleme etkiler olacak.’

Ana akım iktisat, bu uyarıyı küçümsedi. Teknoloji karşıtlığı ve hatalı modelleme suçlamaları yapıldı. Oysa, kitap şunu söylüyordu: Geri beslemesiz büyüme, sistemi içeriden çökertir.

Yarım yüzyıl sonra, öngörülen tablo neredeyse eksiksiz karşımızda: Kaynak baskısı, enerji darboğazı, çevresel sınırların aşılması, sosyal gerilimler ve yönetişim krizi.

Kitabın en rahatsız edici uyarısı şuydu: Çöküş, fark edildiğinde, çoktan başlamış olur.

Dokuz gezegensel sınırdan altısı aşıldı.........

© Ekonomim