“Bir Kentin Hafızası Kaç Dilde Yazılır?”

Bu nedenle Kitap Günleri’nde Kürtçe, Arapça, Süryanice ve Türkçe eserlerin aynı mekânda yan yana durması sembolik bir görüntüden çok daha fazlasını ifade ediyor. Bu durum, farklı kültürlerin birbirini dışlamadan var olabileceğini gösteren güçlü bir toplumsal mesaj niteliği taşıyor.

“Mardin Barosu” yalnızca kitap fuarı düzenleyen bir kurum olmanın ötesinde, kentin kültürel yaşamına nefes aldıran önemli bir rol üstleniyor. Sessiz bırakılan, yeterince görünürlük bulamayan film festivallerine ve bağımsız kültürel girişimlere sunduğu destek, aslında kültürün yalnızca hukukla değil, toplumsal hafıza ve ifade özgürlüğüyle de doğrudan ilişkili olduğuna dair güçlü bir farkındalığın göstergesidir.

Özellikle kültür ve sanat etkinliklerinin giderek daha fazla ekonomik ve kurumsal destek aradığı bir dönemde, Mardin Barosu’nun kitaplardan sinemaya uzanan bu dayanışmacı yaklaşımı dikkat çekicidir. Çünkü bir kentin kültürel gelişimi yalnızca tarihi yapılarla ya da turistik değerlerle ölçülemez; o kentte üretilen düşünceyle, anlatılan hikâyelerle, gösterilen filmlerle ve farklı seslere açılan alanlarla da ölçülür. Bu destek, kültürel çoğulculuğun, ifade özgürlüğünün ve hafızanın korunmasına yönelik bir sorumluluk bilincinin yansımasıdır. Kitap fuarlarından film festivallerine uzanan bu tutum, kültürün yalnızca tüketilen değil, aynı zamanda korunması ve savunulması gereken ortak bir değer olduğunu hatırlatmaktadır.

Mardin Barosu, bir kez daha takdiri hak eden bir duruş sergileyerek önemli bir sorumluluk üstlendi ve kentin kültürel yaşamına değerli bir katkı sundu. Açıkçası, böylesine kapsamlı ve anlamlı bir kültür etkinliğinin öncülüğünü öncelikle belediyelerin ve valiliğin üstlenmesini, beklerdim. Çünkü kültür ve sanat etkinlikleri, bir kentin hafızasını, çok kültürlü yapısını ve toplumsal yaşamını besleyen en önemli alanlardan biridir.

Ancak bu alanda ortaya çıkan boşluğu Mardin Barosu doldurarak, kültürel yaşamın yalnızca (yerel) yönetimlerin değil, toplumun tüm kurumlarının ortak sorumluluğu olduğunu göstermiş oldu. Baro Başkanı Ahmet Duyan ve Dilsel ve Kültürel Haklar Komisyonu Başkanı Serdar Gümüş’ün öncülüğünde bu yıl ikincisi düzenlenen 5-6-7 Haziran Kitap Günleri ile önemli ölçüde giderildi ve anlamlı bir karşılık buldu.

İlk bakışta bir kitap fuarı ya da kültür etkinliği olarak görülebilecek bu buluşma, aslında çok daha derin anlamlar taşıyordu. Çünkü mesele yalnızca kitaplar değildi; Mardin’in çok dilli hafızası, kültürel çeşitliliği ve birlikte yaşama geleneği de bu etkinlikte görünürlük kazandı.

Oysa bu buluşma, kitapların ötesinde dil, hafıza, kimlik ve birlikte yaşama kültürü üzerine düşünmeyi gerektiren önemli bir kamusal alana dönüştü. Çünkü kitaplar yalnızca okunacak nesneler değildir. Her kitap, aynı zamanda bir hafıza mekânıdır. Bir halkın sevinçlerini, yaslarını, sürgünlerini, direnişlerini ve hayallerini geleceğe taşıyan sessiz tanıklardır. Özellikle çok dilli ve çok kültürlü coğrafyalarda kitaplar, yalnızca bilgi aktaran araçlar değil; aynı zamanda kültürel varoluşun taşıyıcılarıdır. Mardin, tarih boyunca farklı halkların, inançların ve dillerin kesişim noktası oldu. Bu kentin........

© Ek Dergi