Dunbar’ın Sosyal Sınırları ve “Influencer” Dünyasında ‘Bacı’ Olmak
“Bir insan ne kadar sahteyse sosyal çevresi o kadar geniş olur.”
Robin Dunbar
Sosyal medyada gezinirken, medyadan tanıdığım bir influencer (Türkçeye ‘etkileyici kişi’ olarak geçen kelime) 47.000 kişilik takipçi sayısıyla dikkatimi çekti. Sanatçı olan bu kişi, paylaşımlarında sürekli video çekerek kendini anlatıyor; “Siz de neden böyle olmuyorsunuz?” dercesine subliminal mesajlar veriyordu. Hatta bazen “Benim gibi olun,” diyordu açıkça. Herhangi bir derin görüşü olmayan; sıradan, biraz ‘hoş ama boş’, edalı bir hanım… Benim gibi çilli ve beyaz saçlı ama benim kadar kilolu değil, oldukça şık. Neredeyse kıskanacağım! Dövmeleri, el kol hareketleri çok fazla; etkileme sanatı bu olmalı.
Vücut dilini okumaya çalışıyorum. Kendinden çok emin, tüm varlığıyla “Yıkılmadım, ayaktayım,” diyor. Adeta özgüven patlaması yaşıyor, sürekli öznesi “ben” olan cümleler kuruyor. “Ben, ben, ben,” diyor ve ders veriyor. Öylesine tepeden bakıyor ve her haliyle “Ben farklıyım,” diyor ki ister istemez videoyu merakla izlemeye devam ettim.
Bodrum’da restoran-kafe tarzında bir yere davet ediyor bu etkileyici kadın: “Falanca tarihte filanca mekâna gelin, ben oradayım; bana dokunabilirsiniz, benimle dans edebilirsiniz,” dedikten sonra, “Siz de gelin bacılar,” sözlerini ilave etmesi dikkatimi çekiyor. Ona göre ‘bacılar’ kim acaba? Sözünü ettiği mekâna pahalılıktan dolayı gidemeyecek olan kadınlar mı? Konuşmasından, küçümsediği bir sınıf olduğunu hissetmemek mümkün değil. “Bacı” sözcüğünü kullanması kafama takılıyor. Kim bacı, kim hacı? Kimi kastediyor bu cici?
“Bacı” sözcüğünün sol literatüre nasıl girdiğini........
