Mustafa Ağatekin’den Çember Sergisi Armoni’de
Çember serisi, özne ile mekân arasındaki ilişkinin kırılganlığı, süreksizliği ve yönsüzleşmesi
üzerine kurulu bir düşünsel alan açar. Bu bağlamda figür, temsili bir bütünlük olmaktan çıkar;
yönelim, yerleşme ve konumlanma süreçleri içinde sürekli ertelenen bir oluş hâline gelir.
Kimlik burada sabit bir öz değil, dağılma ve yeniden kurulamama ihtimaliyle tanımlanan
akışkan bir yapıdır.
Eserlerde görülen merdivenler, köprüler ve mimari fragmanlar bir geçiş ihtimalini işaret
eder. Ancak bu yapılar hiçbir yere bağlanmaz. Ne bir başlangıca ne de bir sona açılırlar. Bu
nedenle mekânlar, bir varış noktası olmaktan çıkar; kendi içine kapanan, dönüp duran bir
boşluğa dönüşürler. Çember formu hareketin mümkün olduğu ama ilerlemenin
gerçekleşmediği bir yapı olarak tam da bu noktada belirir. İçinde dolaşılır, ama çıkılamaz.
Figürler bu döngü içinde ne tam olarak içeridedir ne de dışarıda; bir eşikte, bir belirsizlikte
konumlanırlar.
Bu durum, çağımız insanının temel açmazına işaret eder. Sürekli hareket hâlinde, sürekli bir
yere ulaşma arzusuyla var olan birey, aynı zamanda yönsüzlük ve yerleşememe hissiyle karşı
karşıyadır. “Nereye gitmeli?” sorusu, bu eserlerde cevapsız bırakılır. Yüzler bu sorunun
taşıyıcısıdır. Yüzün parçalanması, çoğalması ya da iç içe geçmesi, öznenin bütünlüklü, tutarlı
ve huzurlu bir kimlik olarak kurulamayışına işaret eder. Bu anlamda yüz, temsilin yüzeyi
olmaktan çok, mekânsal ve zamansal katmanların çakıştığı bir eşik olarak ele alınır. Malzeme
olarak camın kullanımı, bu kavramsal çerçeveyi derinleştirir. Camın şeffaf ve yarı geçirgen
doğası, iç ile dış arasındaki sınırları bulanıklaştırırken; özne ile mekân arasındaki ayrımı da
askıya alır. Böylece figür, sabit bir varlık olmaktan çok, sürekli çözülüp yeniden kurulan
ilişkisel bir oluş olarak belirir.
Çember serisi, ilerleyemeyen bir hareketin, bağlanamayan bir mekânın ve yerini bulamayan
bir öznenin görsel ve düşünsel ifadesidir. Bu yönüyle Çember serisi; çağdaş insanın yön
bulma, yer edinme ve kendini konumlandırma çabalarının sürekli ertelenen, kesintiye
uğrayan ve çoğu zaman başarısızlığa açık doğasını görünür kılar.
Mustafa Ağatekin
