Neden Atatürk’süz müfredat olmaz?

Geçtiğimiz günlerde Beykent Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü öğrencileri ile Kurumsal İletişim ve Halkla İlişkiler üzerine şahane bir söyleşi gerçekleştirdik. Onlar tam bir Z kuşağı, ben de tam bir Y kuşağı olarak, bu şahane söyleşiden avuçlarımda tatlı bir umut kaldı geleceğe dair.

Dünyada olup biten her şeye rağmen, hâlâ umuda ve “almaya” açık gençler olduğunu görmek bana büyük umut verdi. Zira bizler, yani kabul edelim pek çoğumuz, yeni neslin sabrı ve çalışma sevki konusunda ciddi sorgulamalar yaşıyoruz. Özellikle son dönemlerde, firmalardaki işten ayrılma oranları, özellikle yeni neslin “daha aza kanaat getirmeyeceğine” bizleri ikna etmek üzere. Ancak dün karşılaştığım tablo, bana hâlâ umudun var olduğunu, hâlâ inanabileceğimizi gösterdi.

Neden derseniz? Çünkü onlarla bir ödevleri için bir araya gelmiş olsam da, kıtalararası bir online görüşmede, ekranın karşısında beni meraklı ve istekli gözlerle, apaçık bir ruhla dinleyen pırıl pırıl beş genç vardı.


Konumuz: “Kurumsal İletişimin Olmazsa Olmazları”.


Günümüz dünyası iletişimin........

© Eğitim Ajansı